Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

Genel En Sevdiğiniz Albümler

Ascalon

Ulak Baykuş
Ulak Baykuş
[img='https://www.thebalancecareers.com/thmb/x40gH0ggWfQotsnJ7LsL7rkfFJ8=/950x0/Music-marketing-what-is-an-ep-2460346-v1-51426bd7973a4318927696559a5cd9dd.gif',none,503][/img]
Türkiye'de albüm albüm müzik dinlemek genelde pek yaygın bir şey değildir genelde parçalar teker teker dinlenir. Bu konu altında sevdiğiniz albümleri yazabilirsiniz.
 
Kimse yazmamış bari ben yazıyım.

[img='https://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/c/c1/Townes1.jpg',none,303][/img]
Townes Van Zandt-Townes Van Zandt(1969)
Belki de müzik tarihinin en underrated kalmış söz yazarı olan Townes Van Zandt'ın kendi ismini taşıyan harika albümü. Van Zandt'ın bizde yanık ses dedikleri adeta inanın kemiklerine işleyen bir sesi var. Harika söz yazarlığı ile de birleşince ortaya duygularınızı göstermekten geri duyamayacağınız bir şaheser çıkıyor. Sahip olduğu pastoral melankolizmi her defasında bana aynı hisleri yaşatmayı başarıyor. Oldukça da kısa sayılabilecek albüm 30 küsür dk olması lazım mutlaka dinlemenizi öneririm.

Bob_Dylan_-_Blonde_on_Blonde.jpg

Bob Dylan-Blonde on Blonde(1966)
Değer görmemiş bir söz yazarından dünya tarihinin en değer görmüş söz yazarına geçiyoruz. Bob Dylan'ın benim için yeri her zaman özeldir albümleri aynı kalitede görürüm birini diğerinden ayırmam zordur ama favorim ve dinlemekten en çok hoşlaştığım albümü budur. Dylan'ın yer yer sürreal yer yer romantik yer yer sarkastik ama her zaman şiirsel olan sözlerini takiben harika şekerlikte enstrumanlar. Aynı hissi bir başka Dylan albümünde bulabilmeniz neredeyse imkansız belki biraz Desire albümünde alabilirsiniz.

[img='https://i.pinimg.com/originals/8d/9b/a4/8d9ba42e1413cd7e1cd3590a23eafb20.png',none,303][/img]
King Crimson-In the Court of the Crimson King (1969)
Favori prog Rock albümüm olmasının yanında sanırım favori konsept albümümde olan In the Court of the Crimson King yer yer caz yer yer saykoldelik soundu protest yapısıyla lise yıllarından beri sabah akşam dinlediğim bir albümdür. Grupta sırf sözleri yazmak için bir şair(Peter Sinfield) bulunması, harika kapağı, albümün ayna misali simetrik iç yapısı. Tüm bu albümler içinde bile en favori albümüm bu olabilir.

[img='https://cdn.shopify.com/s/files/1/0961/0594/products/DRL136_3000x3000_RGB.jpg?v=1574295316',none,316][/img]
Sweet Trip-Velocity : Design : Comfort(2003)
Tüm albümler arasında en niş iş bu olsa gerek. IDM sevenler için bulunmaz bir iş diğer IDM albümleri gibi ambiyant veyahut Drill and Bass caz esintili olmak yerine daha çok Shoegaze ve Glitch'e dayanıyor olması çok hoş. Harika bir sanal-saykodelik yolculuk .

[img='https://i.guim.co.uk/img/static/sys-images/Guardian/Pix/pictures/2015/3/11/1426099817173/f1efb3f4-9a6d-4f78-8ca8-594ab646d198-bestSizeAvailable.jpeg?width=445&quality=85&auto=format&fit=max&s=9a7c94d35f354de4651838862f3638ce',none,324][/img]
Kendrick Lamar- To Pimp a Butterfly(2015)
2010'lu yılların en büyük sanatçılarından birinin benim için son yirmi yılın en iyi albümü olan magnum opusu To Pimp a Butterfly. Good Kid Maad City ile zaten adını en büyük hip hop artistlerinin yanına kazıyan Kendrick bu albümü ile benim için ismini yaynına yazdırdığı isimleri bile geride bırakarak en üst noktaya ulaştı. Politik duruşu caz, funk ve deneysel hip hop'ın en kaliteli örneklerinden birisi olmayı başardı.

[img='https://i4.hurimg.com/i/hurriyet/75/598x598/5909067d0f254414d0b445a1',none,341][/img]
Radiohead-OK Computer(1997)
Açık konuşmak gerekirse bu albümle ve dolayısıyla Radiohead'in diğer albümleriyle yakın zamanda tanıştım. Eskiden abartılan bir grup olduklarını filan düşünürdüm çünkü herkes Creep ne fena şarkı off harika nidalarıyla dolanırdı etrafımda bende de haliyle bir ön yargı olmuştu. Neyse uzun lafın kısası bu yıl bu ön yargılarımı yıkarak Radiohead'in tüm diskografisini hatim ederek bitirdim. Tüm bunları yazdığıma göre haliyle çok beğendim tüm albümler arasından en beğendiğim OK Computer oldu ama Kid A ve A Moon Shaped Pool'da kendisine çok yakın albümler.

[img='https://1.bp.blogspot.com/-1mk1S8WrX2w/W19b5A2GE2I/AAAAAAAAAU8/5WEgj_vLWzgW2TSJ0Tfgn17bmbQooNocACLcBGAs/s1600/nas-illmatic-640x640.jpg',none,336][/img]
Nas-Illmatic(1994)
Tpab gelene kadar en iyi rap albümü olduğundan emin olduğum Illmatic hala ilk 10 favori albümümden biri ve belki de hala en iyi Rap albümü benim için. Albümün ideal uzunluğu(40dk) hiç bir zayıf parçanın albümde yer almayışı Illmatic'i dönemindeki albümlerden çok farklı bir yere koyuyor benim için. Döneminin doğu yakasının en büyük prodüktörlerinin hepsini toplanarak gelecek vadeden 21 yaşındaki Nas'a hayatının fırsatını vermişler ve Nas'da bu pası elinden geldiğinin en iyisini yaparak karşılamış ve ortaya bu mükemmel albüm çıkmış.

[img='https://images-na.ssl-images-amazon.com/images/I/9180hv7bOqL._SL1500_.jpg',none,341][/img]
The Smiths-The Queen Is Dead(1986)
John Marr'ın neşeli rifleri üstüne Morrisey'in yer yer alaycı yer yer ironik yer yer kafaya sıkmalık sözleri ve tabi rüya gibi vokal ile. Yalnızlığınızı paylaşabileceğiniz daha iyi bir albüm yok.
[img='https://img.discogs.com/5GZyRL9tDNketdh9YNwZ8KmHWto=/fit-in/600x595/filters:strip_icc():format(jpeg):mode_rgb():quality(90)/discogs-images/R-49769-1237399807.jpeg.jpg',none,340][/img]
Depeche Mode- Violator(1990)
Muhtemelen en iyi Synth albümü. Synthesizer gibi bir enstruman ile bu kadar karanlık bir bir albüm yapmak ve albümde birden fazla dünyaca ünlü hitler bulundurmak. Bu konuda kesinlikle bir kilometre taşı geçilmesi çok zor.
[img='https://www.goldplak.com/wp-content/uploads/2017/03/2565-Neutral-Milk-Hotel-In-The-Aeroplane-Over-The-Sea-Plak.jpg',none,348][/img]
Neutral Milk Hotel-In the Aeroplane Over the Sea(1998)
Bu da geçilmesi çok zor olan bir indie şaheser. Sürreal şarkı yazarlığının deneysel lo-fi estetikle birleşmesi çok güzel bir konsept albüm.

Not: Bir Beatles albümü de yazmak isterdim ama birini seçmek çok zor geldi.
 
Bir mesajda bir ton albüm atmak istemiyorum. Çünkü dinlediklerimi pek "albümden albüme" dinleyen biri değilim. Eskiden öyleydi ancak uzun zamandır değil. O yüzden şimdi albümleri karıştırmak istemiyorum.

Aklıma geldikçe rastgele sevdiğim bir albüm atarım diye düşünüyorum.

_________________________________________________________

Müzik Türü: Hard Rock / AoR Rock
Çağ: Early 80s
Solo / Duo / Trio / Band: Band
İsim: Journey
Albüm Kapağı:
[img='https://images-na.ssl-images-amazon.com/images/I/81ZE9QOdmnL._SL1500_.jpg',none,807][/img]
[b]Albüm Adı: Escape[/b]
Çıkış Yılı: 1981

Önemli Hitleri: Don't Stop Believin, Who's Crying Now, Still They Ride, Open Arms
Şahsi Favorilerim: Don't Stop Believin, Open Arms, Still They Ride, Dead or Alive

Artıları:
- Çok pür bir AoR albümü. İyi bir ekip harika bir vokal.
- Albüm sırasında ekip ne çok toy ne çok tok. Tam tutku ile tecrübenin birleştiği bir dönem.
- Aynı şekilde grup ne çok indie ne de rock n' roll miti denilebilecek bir grup. Bu yüzden biraz daha "pür" geliyor bana.
- Parçaların çok iyi canlı versiyonlarının bulunabilmesi.

Eksileri:
- Birbirinin tekrarıymış gibi (ilk 30-40 saniyeler özellikle) gelebilecek 2-3 parça olması
- Biraz kimlik bunalımı var. Bence her albüm pek çok farklı tat ve tını da şarkıya sahip olmalı ancak totaline bakınca ortak bir teması bir merkezi olmalı. Şart değildir bu ama olsa daha bir elit gelir bana. O bunda yok. Ama dediğim gibi bu çok da matah bişi değil.
- Çok seslilik ve deneysellik eksikliği (bu yüzden pür AoR demiştim. AoR dinleyicisi için bu bir eksi değil) .


[url='https://www.youtube.com/watch?v=LSfEKQuJyts&list=PL6ogdCG3tAWhaV-4nJX4zRF69wYGxGAVP']Youtube[/url]
Spotify
 
Tüm müzik tarihi boyunca en sevdiğim albümleri sıralamak ve listelemek biraz zor, uğraş gerektiren bir iş, ki sıralasam bile sıraladığım albümler hakkında ne yazacağımı bilecek kadar müzikal teknik bilgisine sahip değilim. Ben müzik sanatını, tüketicisini götürdüğü eşsiz dünyalar ve yaşattığı yeni tecrübeler, kişide yarattığı yeni duygular ve düşünceler yüzünden seviyor ve bu yüzden müzik sanatıyla ilgileniyorum, dolayısıyla değerlendirdiğim kriterler bunlar oluyor genelde. En sevdiğim albümler hakkında, kişide yarattığı duygular ve düşüncelerin ne kadar değerli olduğundan; veyahut tüketicisini götürdüğü dünyaların ve yaşattığı yeni tecrübelerin ne kadar eşsiz olduğundan bahsetmemin yeterli olmayacağını düşünüyorum nedense. Yani, sadece bunlardan bahsetmek ve en kült albümleri bunlar üzerinden değerlendirmek yeterli olmaz diye düşünüyorum, ama vokalin ne kadar iyi olduğu veya albümde kullanılan tekniklerin ne olduğunu, ne kadar iyi çalındığını bilmediğim için de sadece bahsettiğim unsurlar üzerinden değerlendirmekle kalıyorum. Bence ideal olanı hem bahsettiğim unsurlara değinmek hem de albümün müzikal olarak kalitesinden bahsetmek. Bilgi eksikliğimden dolayı ideal olanı gerçekleştiremiyorum, ideal olanı gerçekleştiremediğim halde en kült albümler hakkında yazılar yazmam onların hakkını veremeyişimle sonuçlanır, bu yüzden ''en sevdiğiniz albümler'' e göre nispeten kategorize etmesi daha kolay olan 2010'ların en sevdiğim albümlerini yazacağım. Ha, bunların da hakkını veremem büyük ihtimal, ama ''hakkını verememe'' olayı kült albümlerde göze daha çok batıyor ve çok daha büyük bir sorun haline geliyor. Bunların çoğu bahsettiğim kültler kadar klasik değil (In the Aeroplane Over the Sea, Kid A, OK Computer, Blood on the Tracks -Bod Dylan'da müzikalden ziyade bestecilik ve söz yazarlığından bahsedilmesi gerekiyor sanırsam, ne yazık ki o konuda da bir bilgim yok, fakat bu konuda müziğin en iyilerinden olduğunu biliyorum. Müzikle birazcık içli dışlı olan herkes bilir zaten, senelerdir makaleler yazılıyor adamın besteciliği hakkında.- Dark Side of the Moon, F♯ A♯ ∞, Beatles albümleri, Led Zeppelin albümleri gibi klasikler), bu yüzden birazdan bahsedeceğim albümler hakkında yazmayı, kült (biraz önce parantez içine alarak bahsettiğim nitelikteki kültleşmiş albümlerden bahsediyorum) albümler hakkında yazmaya kıyasla ''daha az sorun'' olarak görüyorum.

ab67616d0000b273a18843206ad1d8a98d1487ef.jpg

Swans - To Be Kind

Devasa bir fırtına To Be Kind. Yeri geldiğinde korkunç, yeri geldiğinde şiddetli ve saldırgan, yeri geldiğinde olabilecek en garip şekilde huzur verici, sanki bir orkestrayı, bir senfoniyi, bir ritüeli andırıyormuşcasına, yeri geldiğinde -aşk gibi- insanlığın en temel ihtiyaçlarına sarılan, yeri geldiğinde ise karşınıza ne çıkacağını kestiremeyeceğiniz ve her adımda içine daha da gömüleceğiniz koca bir bilinmezlik. Swans'ın kuruluşundan onlarca sene geçmesine rağmen grubun böylesine sıra dışı, yenilikçi ve epik bir eserle gelebilmiş olması başlı başına bir mucize. Özellikle Swans'ın beyni olan Michael Gra'nın 60 yaşındayken kariyerinin solup gitmesine izin vermemesi, 60 yaşına gelip de en iyi ihtimalle yarısına kadar dinleme sabrı gösterilen solo albümler yapmaması, bunun yerine müzikal dehasını ve yaratıcılığını kullanarak kendi zirvesine bu albümle imza atmış olması, müzik sanatının yüceliğinin tekil bir kanıtı.
YOUR NAME IS FUCK! FUCK, FUCK, FUCK, FUCK, FUCK, FUCK, FUCK, FUCK, FUCK! AAAAHH-LE-LE-LE-LUJAAHH!

sddefault.jpg

Daughters - You Won't Get What You Want

Dinleyenini soktuğu atmosferi, yaşattığı duyguları hayatım boyunca başka bir albümde tatmadım sanırım. Her dinlediğimde sarstı beni. Kabuslarıma, korkularıma, anksiyete patlamalarıma malzeme oldu. Yıprattı beni ve her saniyesinden de çılgınlar gibi zevk aldım. YWGWYW, ilk saniyesinden kapanışına kadar sizi köşeye sıkıştıran, bu süre boyunca size sürekli saldıran, çizdiği manzaraların çok canlı olduğu, müziğinin götürdüğü yerlerin çok sert ve bıraktığı izlerin çok gerçek olduğu, insanı benzersiz dünyalara götüren ve kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir cehennem, 50 dakikalık el değmemiş saf bir kabus. Müzik sanatını zaman öldürmekten ziyade yaşattığı yeni tecrübeler, tüketicisini götürdüğü eşsiz dünyalar için seviyorsanız, eminim ki bu albüm sizi asla rahat bırakmayacak.

51lAc6kLN4L._SL1500_.jpg

David Bowie - Blackstar

Müzik tarihinin görmüş olduğu en büyük isimlerden biri, David Bowie'nin vedası. Bowie, aramızdan ayrılmadan iki gün önce bizlerle bu büyülü albümü buluşturdu. Daha asil bir veda düşünülemezdi herhalde. İlginçtir ki, Bowie, ölümün yaklaştığını bilse de onda ölümün getirdiği çaresizlik yok, ölümü olgunlukla kucaklıyor, hatta ve hatta direkt ölüme meydan okuyup galip geliyor. Sanat ile ölümü alt ederek ölümsüzlüğe ulaşabilmek. Daha yücesi ne olabilir ki? Teşekkürler, her şey için.

f1efb3f4-9a6d-4f78-8ca8-594ab646d198-bestSizeAvailable.jpeg

Kendrick Lamar - To Pimp a Butterfly

To Pimp a Butterfly, gerçekten ''şaheser'' kelimesinin tam karşılığı. Akla gelebilecek en görkemli, en kompleks, en edebi, en orijinal, en dolu, en yıkıcı müzikal eserlerden biri. Anlattığı hikayesi, anlatış şekli, politik duruşu, her seferinde yenisini bulacağınız ufak detayları ve olabildiğince sivri mesajları ile dinlediğim en iyi albümlerden. Jazz, R&B, Soul, Elektronik, Afrika Halk Müziği gibi birçok türün de sınırsız imkanlarından faydalanarak ortaya çıkardığı müzik kalitesiyle bir sanat mucizesi olmayı başarıyor. Her anlamda devasa, her anlamda dahiyane, büyük ihtimalle de yapılmış en iyi hip-hop albümü.

a3471928093_5.jpg

Car Seat Headrest - Twin Fantasy

Şaşırtıcı olmamak üzere, her jenerasyon kendi sanat eserini yaratır ve Twin Fantasy de tam olarak bizim jenerasyonumuzun bir ağıtı. Bilgisayar neslinin heyecanlarını, kalp kırıklıklarını, korkularını ve hassasiyetlerini içeren bir albüm bu. Akıl almaz derecede kişisel, delirtici seviyede duygu yoğunluğuna sahip, herkesin içinde illa bir yerlerde kendisini bulacağı, dürüst, samimi, dahiyane ve duygulardan başka bir şeye yer vermeyen alternatif bir rock başyapıtı. Yapılmış en kusursuz, en etkileyici konsept albümlerden biri.

61de16ab.jpg

Slowdive - Slowdive

Bu kişisel bir tercih ve büyük ihtimal 2010'ların en iyi albümü arasında ilk 20'ye giremez, ama sonuç olarak ''en iyi'' değil, ''en sevdiğimiz'' albümleri konuşuyoruz. Shoegaze, çok sevdiğim türlerden biri. Hüzün ve neşenin birbirine karışması sebebiyle, içerdiği duygu yoğunluğu sebebiyle seviyorum. Slowdive ise kış mevsiminden ilkbahara kadar olan melankolik zaman diliminde her daim melankoli ihtiyacımı gidermiş, Shoegaze ile Dream Pop'un muhteşem harmonisini yakaladığı mükemmel bir albüm.

c63e7fced6223872a6dda0c6e176bfab.jpg

Blood Incantation - Hidden History of the Human Race

Hidden History of the Human Race, içinde uzay temasını barındıran çok iyi bir Tech-Death Metal albümü. Albüm, 36 dakika gibi kısa bir zaman dilimine hitap etse de, 36 dakikaya sıkıştırdıkları müziğin doyuruculuğu ve akıcılığı gerçekten inanılmaz ve muazzam. Death Metal oluşu sebebiyle çok ağır, çok şiddetli, çok ezici ve kırıcı seslere sahip ama bu seslerin hepsi temiz ve dediğim gibi, akıyor. Normalde Death Metal türüne pek aşina değilim ve ne yalan söyleyeyim, pek de sevmem; fakat bu albüm diğer Death Metal gruplarına göre daha progresif tarzda olduğu için bu durum albümü sindirmemi kolaylaştırdı. Özellikle Inner Paths (to Outer Space) müziğinde, kozmik seslerle uzay boşluğuna salınıp şaşkın şaşkın etrafa bakarken progresifliğin hüznüyle kahrolmaya bayıldım. Death Metal türüne aşina olmayan, ama bu türe başlamak için iyi bir örnek arayan veya janranın genel olarak ne olduğunu merak edenler için sağlam bir örnek, göz atılabilir.

WLTS+T&D+Front+Cover+72dpi.jpg

We Lost The Sea - Triumph & Disaster

Triumph and Disaster, dünyanın çöküşünü post apokaliptik bir gözle resmeden bir albüm. Bu albümün anlattığı hikaye bir çocuğun hikayesi kadar saf, anlattığı hikaye ise yıkım ve trajediden ibaret. Gezegenin çöküşünü karmaşık gitarların ve çarpıcı renklerin merceğinden anlattığı üzücü bir aşk mektubu bu. Bu albüm, gezegen ve gezegen üzerindeki tüm insanlar için bir ağıt düzeyinde. Yalnızlık, aşk, kaybolmuşluk, boşluk gibi duyguları tek bir şarkıya sığdırmayı başarmış; aynı zamanda albüm, Departure Songs'da olduğu gibi iklim krizi, aşırı tüketim, izolasyon, sevgi ve güven kaybı gibi temaları ve olayları ele almaktan da çekinmemiş. Hissettirdiği duygulardan ötürü Post-Rock en sevdiğim janra zaten, bu da janra içerisinde oldukça başarılı.

Queens_of_the_Stone_Age_-_…Like_Clockwork.png [img='https://i.hizliresim.com/vwgw9a.png',none,372][/img]

Queens of the Stone Age - ...Like Clockwork

Queens of the Stone Age'nin en olgun ve en çok düşündüren albümü bu sanırım. Önceki albümlerine göre çok daha depresif, çok daha karanlık bir albüm. Bunlar kötü özellikler değil tabii ki. Bu temaların harmanlanmasıyla ortaya çıkan eser harika ve çok kaliteli. Şarkı yazımı iyi ve enstrümanlar iyi performe edilmiş. Çok bir şey yazamadım bu albüm hakkında çünkü yazının başında bahsettiğim müzikal teknik bilgisi bende pek yok, bu albüm de müzikal teknik ile öne çıkıyor sanırsam. Neden çok sevdiğimi açıklayamasam da 2010'ların en sevdiğim albümlerden biri oldu. Hayatta bir gün karşıma seveceğim biri çıkarsa ona I Appear Missing'deki ''I haven't a thing unless I have you'' ve ''I never loved anything until I loved you'' sözlerini göndereceğim.

ghosteen.jpg


Nick Cave & The Bad Seeds - Ghosteen

Ghosteen, tıpkı Twin Fantasy gibi; albüme duygulardan başka bir şeye yer verilmemiş. Albümün kendisi masalsı, spiritüel bir büyüye sahip, aynı zamanda acıtan mistik duygulara, kedere, kişinin kendisiyle, kendi acısıyla hesaplaşmasına ve kefaretine. Sun Forest, çok güzel bir şarkı. Sözlerini çevirmeye çalışsan işin altından başarıyla kalkana dek saatlerini harcayacağın coşkulu bir şiir karşındaki. İmgesel sözleriyle ve ambiyans dokunuşlarıyla umut dolu göklere, hatta cennete kadar çıkarıyor bu yüce şarkı. Evet, bu şarkının, hatta bu albümün sözlükteki tek karşılığı ''yücelik'' olacaktır. Yüce albüm, yüce sanat eseri.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
[img='https://www.thebalancecareers.com/thmb/x40gH0ggWfQotsnJ7LsL7rkfFJ8=/950x0/Music-marketing-what-is-an-ep-2460346-v1-51426bd7973a4318927696559a5cd9dd.gif',none,503][/img]




Türkiye'de albüm albüm müzik dinlemek genelde pek yaygın bir şey değildir genelde parçalar teker teker dinlenir. Bu konu altında sevdiğiniz albümleri yazabilirsiniz.
hocam merhaba öncelikle baya uzun zaman gecmis postta rastgele bisi aratırken buldum kayıt oldum çünkü siz ve yanıt veren adamın asiri iyi müzik zevki varmıs. /mu/ core biraza ama trde gayet sukredilecek bir sey ve björk hakkında takeleriniz merak ederim
 
Üst