Kesinlikle çok ilgi çekici bir konsepti var. İyi distopya eserlerinin dolaştığı, birebir gerçeklik olmayan ama kesinlikle gerçekleşmeyecek diyemediğin sınırda dolaşıyor. Bu konseptin altından kalkmak, vermek istediği mesajı verebilmek zor bir şey ama film altından kalkmayı başarıyor.
Truman Show en favori filmlerimden birisi ve Gattaca'nın direktörü/yazarı da Truman Show'un yazarı. İki filmde özgürlük temalarına değiniyor ama Gattaca'nın ana teması öjenik. Gattaca'nın durumunda değindiği özgürlük ise; genetik, genetiğin insan kaderi üzerindeki etkisi, olanağı verildiğinde bu kaderi nasıl bizim yapay olarak yarattığımız ve insanın özgür iradesi ile ilgili.
Bir diğer teması ise ayrımcılık. İnsanlara olanak verildiğinde genetiğini kullanarak ayrımcılık yapmaları. En baştaki narrasyonda ve montajda bu temayı gerçeğe bağlayan özellikle iki şey görüyoruz. İlki sigortanın önceden var olan durumu yüzünden hastalık ve hasar durumunu karşılamaması, bu Amerika'da ve Türkiye'de özel sigortada şuan olan "pre existing condition" durumunu anımsatıyor. Belli kronik hastalıklarınız varsa sigorta için ya uçuk fiyatlar ödüyorsunuz ya da herhangi bir fiyatı kabul etmiyorlar bile. İkincisi ise devlet tarafından genetik ayrımcılığı engellemek için yasalar konulmuş olması ama şirketlerin ve insanların bu yasaları umursamaması, etrafından dolaşması.
Vincent ve Jerome üzerinde bu ayrımcılığın ve genetik kaderciliğin getirdiği durumun iki yüzünü görüyoruz. Vincent hayallerini kurduğu hayallere ne kadar çalışırsa çalışsın genetiği yüzünden ulaşamayacak durumda, ailesi hayallerini yıkmaya çalışıyor, çabalarının ve yaptıklarının insanlar tarafından düzgün bir şekilde değerlendirilmesi için Jerome'un genlerine ihtiyaç duyuyor. Jerome ise üstün genetik durumunun üzerine yıkmış olduğu baskı altında yıkılıyor. Sarhoş olduğu sahnede Vincent'a dediğinden anladığımız kadarıyla bu baskıdan kurtulmak için kendini yola atıyor ve intihar etmeye çalışıyor. Onun yerine bacaklarını kaybettikten sonra da kendini alkolizme veriyor ve bunalıma giriyor.
Distopyan bir eser olsa da pozitif bir mesajı var. Tüm bu genetik determinizm ve ayrımcılık içinde insanın cesareti ve çalışkanlığının meyvelerini de gösteriyor. Vincent, kabul edilmek ve emeklerinin hakkını alabilmek için genetik sahtekarlığa başvurmuş olsa da verdiği emek kaderinin kontrolünü kendi eline almasına ve direktörün dediğinin aksine potansiyelinin üstüne çıkmasına yol açıyor. Kardeşini iki kez yüzme yarışında yeniyor ve filmin en sonunda Titan'a giden ekipten biri oluyor.
Filmin müzikleri çok iyi. Çok iyi bestelenmiş ve aranjmanlanmış duygu yüklü, post-minamalizm etkili modern klasik müziği. Üstüne de film bu müzikleri çok etkili bir şekilde kullanıyor.
Filmin zayıf noktası diyebileceğim yanı ise Vincent'ın Irene ile olan ilişkisi. Film 15-30 dk uzatılıp hem ilişkinin gelişmesine daha fazla zaman ayrılabilirmiş hem de Irene'in karakteri daha çok keşfedilebilirmiş. Jerome gibi genetik olarak labda yaratılmış bir karakter olsa da Vincent gibi kalp hastalığı riskinden muzdarip. Sınıf olarak ikisinin arasında bir yerde duruyor. Onun yaşadığı zorluklar da gösterilebilirmiş.
Filmi sevdim. Moon ile Three Colors: Blue arasında bir yerde diyebilirim benim için.
Edit:
@Adamator
Jerome daha önceden intihar etmeye çalışmış ve bu hale düşmüş, hala yüzme yarışmasında ikinci gelmesine takıntılı. Karakter olarak bozulmuş ve depresyonda. Üzerine çok büyük yük yıkan bir toplumda tüm potansiyelini harcamış durumda. Vincent'ın hayali bir bakıma ona yaşaması için neden veriyor. Vincent uzay gemisine binip Titan'a doğru yol aldığında ise Vincent hayalini gerçekleştirmiş oluyor. Vincent hayalini gerçekleştirdiğinde ise Jerome kendi ismine bir miras bırakmış oluyor. Bu noktadan sonra yaşama amacı tamamlanmış oluyor, kendi sefaleti içinde daha hayatta kalmasının bir anlamı kalmıyor.
En sonunda Jerome'un, Vincent'a, kendi saçından bir tutam vermesi çok hoş bu arada. Tüm film boyunca saç genetik bir materyal görevi görürken, filmin sonunda "beni hatırla" anlamı taşıyor.