Özellikle oyunda ki "Player" anlayışına hayranım. Oyunu ilk oynarken adınızı yazıyorsunuz. Oyunda adınız sizin verdiğiniz ad gözüküyor. Oyunda birkaç kez adımız geçiyor ama bazı canavarlar sizi normal bir insan görüyorken bazıları da Dreemurr ailesinin ölen çocuğu Chara olarak görüyor. Ama Barışçıl Rotada aslında oynadığımız karaktere adımızı koymadığını ve adının "Frisk" olduğunu öğreniyoruz. Bu da aslında bunca zamandır oynadığımız karakterin ismini hiçbir zaman seçemediğimizi görüyoruz. Peki biz kime isim koyuyorduk ki? Biz aslında ilk düşen çocuk Chara'ya isim koyuyorduk. Chara'nın hikayesi ise bambaşka bir olay zaten. Ama şu an burada anlatmak istediğim, Frisk'in aslında bizim adını verdiğimiz bir karakter olmaması ama yine de onu kontrol edebildiğimiz gerçeği. Frisk aslında bunca zamandır bir "Vazo" idi. Peki vazo derken ne demek istiyorum? Aslında Frisk sadece oyuncunun kontrol ettiği bir vazoydu. Frisk'in hiçbir zaman kendi kararları olmadı. Toriel bize karamel mi tarçın mı dediğinde soruyu Frisk cevaplamadı. Papyrus bize bulmacayı anlattıktan sonra anladın mı sorusunu Frisk cevaplamadı. Oyunu Barışçıl Rotayla mı yoksa Soykırım Rotasıyla mı gideceğimize Frisk karar vermedi. Bunca zamandır sadece onu yönlendirdik. Ve bunu da bir tek biz yani oyuncular değil, oyunda ki belli karakterler de biliyordu. Sans Soykırım Rotasını neden yaptığımızı, Flowey Soykırım Rotasında iken sıfırladığımızda bunu neden yaptığımızı ve Chara da oyunu yok ettikten sonra neden geri geldiğimizi biliyordu. Soykırım Rotasını merakımızdan, Soykırım Rotasında oyunu sıfırlamamızı huzursuzluktan ve oyunu yok ettikten sonra geri gelmemizi de pişmanlıktan yaptık. Ve bu karakterler de bunu biliyordu. Bunu da bizlere söylüyor ve ima ediyorlardı. Hayır, Frisk'e söylemiyorlardı. Biz oyunculara söylüyorlardı. Bizim yapabileceklerimizi de biliyorlardı. Çünkü biz oyuncular aslında oyunda ki en güçlü varlığız. Doğru, Asriel Dreemurr Barışçıl Sonda sonsuz gücü olan bir tanrı olmuştu. Ama o bile oyuncu ile asla başa çıkamazdı. Oyun bizi kazandırmak zorundaydı ve öyle de yaptı. Asriel gibi sonsuz güçlü bir tanrının bile bizim karşımızda hiçbir şansı yoktu. Bu yüzden Chara güç kazanmalıydı ki bu gücü de Soykırım Rotasından aldı. Yeterli kararlılık ve güç ile oyuncunun karşısına geldi ve artık oyunun kontrolünü ele geçirdi. Artık Frisk yoktu. "Vazo"muz artık yoktu. Chara, bize konuşuyordu. Ve bize bu oyunu silmeyi teklifi ediyordu. Burada önemli bir nokta var ki, bize iki seçenek vermişti. "Sil" veya "Silme" seçeneği. Ama artık oyunun kontrolü bizde değildi, Chara'da idi. O yüzden hangi seçeneği seçersek seçelim, Chara oyunu siliyordu. Geri döndüğümüzde de bizden önemli bir şey karşılığında oyunu geri yaratacağını söylüyordu. Ruhumuzu. Chara, Frisk düştüğünde onun kararlılığı ve ruhu ile birbirine bağlanmıştı. Chara bunca zaman bizi izliyordu ve gözetliyordu. Oyun Bitti ekranında ki yazılar aslında bize değil, ölüm döşeğinde ki Chara'ya söylenen sözlerdi. Chara bize Soykırım Rotasının sonunda çok önemli bir konudan bahsediyordu. Onca zamandır her Stat'ımız arttığında ki his, aslında Chara'nın kendisiydi. Biz her canavar öldürdüğümüzde aslında biz değil, o güçleniyordu. Bizim aslında gücümüz yoktu. Chara'nın kendisinde vardı. Ve sonda da bu gücünü kullanarak bizim elimizden kontrolü aldı. Ruhumuzu verince de artık bizim kontrolümüz yoktu. Barışçıl Rota artık sonsuza dek değişmişti ve bunu hiçbir şey değiştiremezdi. Yoksa değiştirebilir miydi? Unutmamak gerekiyor ki, biz oyuncuyuz. Oyunda istediğimiz her değişikliği yapabiliriz ve bunun sonucunda hiçbir şeyde bizi etkileyemez. Oyunun dosyalarına erişebileceğimizi belli karakterler de biliyor. Eğer dosyaları değiştirerek can veya para hilesi yaparsak 2 tane olasılıkla karşılaşabiliyoruz. Biri Annoying Dog'u ekranda görmek. Diğeri ise Dirty Hacker Ending olarak Sans'ın bize "Pislik bir hilekarsın" dediği son. Burada da oyuncuların her şey ile etkileşime geçebildiğini görebiliyoruz. Böylecene de Alternatif Evrenler ortaya çıkıyor. Alternatif Evrenlere geçmek istemiyorum çünkü geçersek. Ama bunların hepsi oyuncuların işidir. Bu da oyunda her şeyden üstün olduğumuzu gösteriyor. Asriel'ın dosyasını değiştirerek onu öldürebiliriz. Chara'yı silebiliriz. Sans'ın Betrayal Attack (Bağışladıktan sonra ki kaçılamayan saldırı) karşısında hayatta kalabiliriz. Bu "Player" konusu UnderPlayer ve The Thought çizgi romanında harika bir şekilde açıklanmış vaziyette. Eğer oyunu köküne kadar biliyorsanız buradan İngilizce Dublaj ile izleyebilirsiniz: