Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

Yıkıma Giden Adam Kitap İncelemesi (Spoiler Yok)

Bu kitabı okumayı düşünüyor musunuz? (Yazıyı okuduktan sonra cevaplanması tavsiye olunur.)

  • Kesinlikle okurum

    Oy: 1 33.3%
  • Okurum

    Oy: 1 33.3%
  • Kararsızım

    Oy: 1 33.3%
  • Okumam

    Oy: 0 0.0%
  • Kesinlikle okumam

    Oy: 0 0.0%
  • Zaten okudum.

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    3

Akai Sora

Müdavim Baykuş
Tecrübeli Kullanıcı
Kitap Künyesi

Adı:
Yıkıma Giden Adam
Yazarı: Alfred Bester
Türü: Bilimkurgu
Sayfa Sayısı: 264Yayınevi: İthaki
images
Derin bir rüyadasın. Var olan tüm şeyler, yerçekimi milyonlarca yıllık görevini bir kenara atmışçasına yükseliyor ve zerrelerine ayrılıp, dağılıp havaya saçılıyor. Varlık hiçliğe karışıyor. ‘’Her insan iki karşıt güdünün bir dengesinden oluşur. Yaşam içgüdüsü ve ölüm içgüdüsü. İki güdü de aynı amaca sahiptir. Nirvana’ya ulaşmak. Yaşam İçgüdüsü Nirvana’ya ulaşmak için tüm muhalifleri ezerek savaşır. Ölüm içgüdüsü kendini yok ederek Nirvana’ya ulaşmaya çalışır. Adapte bireyde genellikle iki içgüdü eriyerek birleşirler. Gerilim altında ayrışırlar.’’ (syf. 49) Peki, tüm içgüdüler kendi yollarınca Nirvana’ya ulaşmaya çalışırken, bir adam nasıl yıkıma gider?

Gerilim, kaygı ve anlaşılmazlık vaktidir. Çünkü bilinçaltından bilinç üstüne tek çıkışı olan ve o da yıkıma giden bir labirentin içinden ellerimiz, kollarımız, gözlerimiz bağlı geçeceğiz. Öncelikle hikâye yazma mantığı aslında çok sıradandır. İlk önce kurgunuzu yerleştireceğiniz çukurlar kazarsınız. Sonra o çukurları kurgunuzla doldurursunuz. Eksiksiz doldurabildiyseniz elinizde tam bir hikâye vardır. Derin bir çukur kazdıysanız, ufuk açıcı bir hikâyeniz vardır. Birden çok çukur kazdıysanız çok yönlü bir hikâyeniz vardır. Aslında gördüğünüz üzere her kurgucu elinde bir kürekle sizi hikâyesine gömmek isteyen bir mezar kazıcısıdır. İşte bu kitabı okurken zihnimde olduğu gibi canlandı tüm bunlar. Çünkü Alfred Bester, bu kurgu başlarken nerede ve nasıl biteceğinin hesabını yapmıştı. Çukurlar hazırdı. O zaman şimdi merasim zamanı.

Kusursuz bir plan ufak bir pürüzle yıkıma, muazzam bir kitap ufak bir detayla nirvanaya ulaşırken avucumuzun içinde, Alfred Bester bize büyük megaloman Ben Reich’in gerilim altında ayrışan ölüm ve yaşam içgüdülerini gelecekten geçmişe açılan büyülü bir zekâ ile anlatıyor. 24. Yy dünyası esper adı verilen zihin okuyucuları sayesinde en son cinayetin 70 yıl önce işlendiği bir yer haline geliyor. Zihinler, esperler için zile basmadan, kapıyı çalmadan, istenmeyen bir misafir edasıyla üçlü koltuğa yayılıp ev sahibini çileden çıkarabilecekleri bir yerden farksız. Lakin bu çileden çıkma olayının önüne geçmek için bir esper loncası ve belli başlı denetimler var. Hali hazırda böyle bir dünyada Ben Reich imkânsızı hedefliyor. Cinayet.

Neden imkânsız olduğunu kavrayamayanlar olmuştur belki de. Şöyle açıklayayım. Tanrı, siz bu yazıyı okuduktan sonra yorum yapıp yapmayacağınızı biliyorken bunu ondan saklayarak yapmayı başarabilir misiniz? Siz adım atmadan önce adım atacağınızı bilen insanların içinde o adımı gizleyebilir misiniz? İşte büyük megalomanımız böylesi bir imkânsızın peşine düşüyor. Peki, neden cinayet peşine düşüyor bu adam? Çünkü Dünya’ya 7 milyar insan sığarken tek bir insanın egosu sığmıyor. Tüm bu savaşlar neden çıkıyor sanıyorsunuz? Merhaba sevgili dünya liderleri. Adamımız Ben Reich işte bu sebeple koltuğa sığmayan ikinci karpuzu ortadan kaldırmayı planlıyor.

Yukarıda demiştim ya ellerimiz, ayaklarımız, gözlerimiz bağlı diye. Peki, nasıl içinden çıkılacak bu işin? Geriye ne kaldı dostlarım? Zihin. Esperlerden tahmin edersiniz ki zihin, zeka ve bilinç üzerine; adını benim okurken kendim koyduğum psikolojik bilimkurgu fantazyası(Saçma isimlerde bugün :p) olan bu kitap. Bizleri eşine az rastlanır bir bilinçler arası diyalog şölenine davet ediyor. İşin içine psikoloji karışınca Freud eksik kalmaz tabii. Esperler arsında birçok diyalogda çoğunu kaçırdığım nice Freudyen espriler yapıldı ki bu kalite benim nezdimde. Hee ayrıca unutmadan yazıvereyim buraya. Bugün kullandığımız emojilerin izlerine de rastlanıyor bu esperler arası diyaloglarda. 1953 yılında yazılmış olması kitabın bu bilgiyi sizler açısından nasıl bir yere koyar artık orasını size bırakıyorum. Tüme varımı gözle gözlemleyerek değil zihinle gözleyerek yapan Sherlocklarlar gibi bu esperler. Ve bu noktadan itibaren kitabımız bir üstün zekâlar yarışına evriliyor.

Ama zihin ve bilinç sırları bugün dahi çoğu gizini korumaktayken, keskinleşmiş zekâlara kendi oyununu oynamadan durabilir mi? Önünüze koyduğunuz hedefler, aldığınız kararlar, dünyayı algılayışınız tüm bunlar kontrolünü ne kadar elinizde tutabildiğinizin belli olmadığı bilinçlerinizin içinde gerçekleşen olaylar değil mi? İstediğiniz kadar zeki olun ama ipler sizin elinizde değilse kendi bilincinizin oyununa gelebilirsiniz. Derin bir rüyadasın diye başlamıştım yazıma. Sanırım artık uyanma vakti geldi.

Bu yazı daha önce https://1000kitap.com/gonderi/28802387 burada paylaşıldı. Lakin bu hesapta bana ait olduğu için bir problem yok. : D kitap sitesi için yazarken yazı da yazarla ve kitapla ilgili teknik bilgi yazmaya gerek olmuyordu. Konuya yoğunlaşmak yetiyordu. Ama burası için bunlara da dikkat ederim artık. İyi okumalar dostlar. ^_^
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Üst