Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

Tengen Toppa Gurren Lagann'ı Neden İzlemeliyiz?

Mergen

Müdavim Baykuş
Tecrübeli Kullanıcı
gurren_lagann_wallpaper_by_meanhonkey1980-d498z01.jpg


1) Seri gainax gibi evengelion ile ünlenmiş, animasyon kalitesi yüksek bir firma tarafından yapılıyor. Bu yüzden görsellik her ne kadar köşeli, deli dolu olsa da bol renkli bir animasyon göreceksiniz. Zamanına göre de tam bir şölen.

2) Müzik olarak seri sizi sürekli gaza getirmeye çalışıyor. Müzik ve animasyon dili çok iyi bir uyum yakalamış. Bu yüzden hele serinin ortası ve sonunda olan dövüşlerde ekrandan bir saniye gözünüzü ayırmanızı engelleyecek bir şölen sunuyor.

3) Seri saf aksiyon/mecha gibi gözükse de normalde sci fi animelerde gördüğümüz teknoloji ve insan ilişkisi üzerinden yapılan düşündürücü eylemler ttgl de gayet doyurucu ve büyük çaplarda yer tutuyor. Bunu da bu kadar aksiyon içerisinde nasıl yapıyor derseniz, spoiler vermeden sürekli artan bu aksiyon sekansları serinin size anlatmak istediği düşünceyi direk olarak besliyor. Yani matrix de ki gibi biz birşeyler anlatalım ama bunu yaparken çok güzel dövüş sahneleri gösterelim ve herkesin anlayacağı şekilde açıklamalar yapalım kafasında olmak yerine, direk olarak spiral konsepti ile aksiyon ve birşeyler anlatma çabası aynı hizada ilerliyor.

4) En başta gözünüze sokmadıkları simgesel anlatımlar, seri ilerledikçe gözünüze sokulur hale geldiği gibi, artık bu simgesel anlatımdan çıkıp direk olarak serinin ana parçası haline geliyor. Yani başlarda yanlarda anlatılan şeyler gittikçe anlamlı bir bütüne ve sonlara doğru direk olarak ana olay haline geliyor.

5) Battle shoenenlerde dövüşen iki karakter konuşma kısmına geldiğinde genelde duraksar ve flashback yaşanır ama ttgl de bu durum farklı. Ttgl de sürekli konuşuyorlar ve konuşurken sıfır duraksama ile savaşıyorlar.




Gelelim izlemek isteyenler için başta sıkabilecek ve hazırlıklı olunması gereken mesellere;

1)Seri kendi içerisinde 3 tane final niteliğinde bölüme sahip. Seri 3 kere şekil değiştiriyor diyebiliriz kısacası, bu durumda ilk başta izleyenler için ne oluyor aq deyip kapamaya sebep olabilir. Ama korkmayın, her şekil değiştirdiğinde çok çok daha iyi bir hale geliyor.

2) Seri sci fi temalarının hepsine sahip olsa da star wars kafasına sahip. Bilimsel bir altyapı asla yok o yüzden birşeylerin teknolojik olarak açıklanmasını beklemeyin. Çünkü yukarda simgesel anlatımda bahsettiğim olay sayesinde/yüzünden seri sürekli abartarak ve fazla şirazeyi kaydırarak gelişim gösteriyor. Bu durum battle shoenenlerde gördüğümüz aşırı power up gibi değil ama onları izleyip bu seriyi izlediğinizde bu durum doğal olarak lan yoksa? Demenize sebep olup bırakmanıza sebep olabilir. İzlerken sadece aklınızda şu bulunsun: Bu abartılı anlatım, sonlara doğru anlam kazanacak. Aslında zayıflığı olarak gözüken bu olay, serinin size anlatmak istediği düşünceye direk olarak hizmet eden bir olay. Bu kadar büyük oynamasa, anlatığı şey çok havada ve banal olacaktı çünkü.

Peki onu bunu geçelim neden izlemeliyiz? İzlemez isek ne kaybederiz?

Bu serinin anlattığı düşünce aslında çoğu serinin ufakta olsa çok çok ucundan değindiği ama asla ana konsept olarak anlatılmayan, insanlığın direk olarak temelinde olan güdüsel davranışları üzerine düşündüren, neden ilerlemeliyiz ve neden ilerliyoruz? Sorularını iyice ele alan ve üzerine tartışmalar yürütebileceğiniz ve bu tartışmayı yürütürken sizi konu bulmak konusunda hiç zorluk yaşatmayan bir seridir. Ve bunu yaparken sürekli aksiyon gösterdiği için akılda kalıcılığı çok yüksek ve yıllar geçsede hala taze taze zihninizde yer edecek bir seri. Tek kötü yön olarak sayabileceğim serinin ilk bölümleri gereksiz uzun ve anlatmalarına gerek olmayan olaylara sahip olması. Fan service bölümü bile var :D Onun dışında 27 bölümlük fazla zamanınızı almayan ve mutlaka izledim demeniz gereken bir seridir.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
yıllar geçsede hala taze taze zihninizde yer edecek bir seri.
Bunu diyen adamın ben anlatırken hiç bir sahneyi hatırlamayıp kendini sorgulamış olması :D :D

____________________

Ağzına sağlık, tabi yer yer cilalayıp parlatmışsın ama tanıtım işlerinin doğasında bu vardır, o yüzden bu nispeten normal. Bence de özellikle genç kitle 12-18 yaş aralığı için izlenilesi bir seridir. İzlemezseniz bir dünya klasiği, bir bakış açısı, hayatınızda eksik olan bir formülü falan kaçırmış olmazsınız yani şart değildir izlemesi. Ancak yaz zamanı herkesin bolca boş zamanı var. 27 bölüm de çok uzun değil (her ne kadar TTGL bunu uzun hissettirse de) açın izleyin.

Ama yukarıdaki arkadaşın hype'ına kapılıp animeyi açtıktan sonra "bakalım hayatın sırrını verecek mi" diye izlemeyin :D
 
Son düzenleme:
@NABU
Yine abi izlememin üzerine 4 yıl geçmesine rağmen baya şeyi hatırlayıp senle 4-5 saat konuşabildim hakkımı yeme :D

O kadar ayrıntıyı ben geçen ay izlediğim animelerde hatırlamıyorum, bu biraz galiba çok fazla boş seri gördüğümden kafamdan silmem sonucu oluyor.

Verdiği düşünce hayatınızdan eksik olsa olur mu? Bence değişik bir bakış açısı kazandırır her türlü. Sonuçta hepimizin bir kez olsa düşündüğü bir düşünce verdiği şey ama bu denle bir abartıyla sununca, farklı şekilde düşünmene sebep oluyor. Birde o düşüncenin bağlı olduğu birçok farklı düşünceyi de düşündürüyor.

Spoiler vermemek için düşüncenin düşüncesinin düşüncesi gibi konuşmak zorunda kalmak ..... ||
 
Genç yaştaki insanlar için farklı bir bakış açısı olabilir ama bahsi geçen olaylara zaten kafa yormuş birisi için, hiç de yeni bir şey sunmuyor. Yani genç olmak tabii ki de bir şart değil. Ömrü boyunca bunları düşünmeyen pek çok insan var ama seriden en keyif alınabilecek zaman, insanın bu konularda mental olarak çok taze olduğu dönem. Herkes için bunun yaşı değişiyor.

Açıkçası mutlaka izlenmesi gereken bir seri demem. Hele ki serinin gidiş hızı ve atmosferinin tutarsızlığı, kendi içinde üslubunu çok değiştirmesi, simgeselliğinin başarısızlığı, yirmi yedi bölümlük bir seri için bile gereksiz bölümler konulmuş olması yüzünden. Misal, firma bunun benzerini Evangelion'da da yapıyor. İlk on iki bölüm falan, serinin geri kalanından daha farklı bir havada. Ancak yine de bir şeylerin sinyalini veriyor ve daha ilk bölümden bile, bunu gösteriyor. TTGL'de böyle bir şey yok.

Pacing denilen hız denetimi ve serinin vaat ettiği şey iyi ayarlanmamış. Kaldı ki, simgesel bir anlatıma gidilecekse bu gözünün içine sokularak yapılmaz. Bu yazarlığa giriş olarak öğretilen bir şey, yani o kadar basit ve temel (çizerlikte üç renk olayı gibi mesela). Bu konuda hikaye anlatımının bu elementlerini de dengeleyememiş. Daha doğrusu, ne olmak istediğini bilmiyor seri. Neyi anlatmak istediği var (?) ama nasıl anlatacağı konusunda kararsız. Hatta bu anlatımdaki kötülük yüzünden, serinin sonundaki mesaj doğaçlama olarak yazılmış olabilir diye düşünüyorum. Madem baştan beri belli, nasıl bu kadar kötü işlenebildi?

Daha öznel eleştirilerde bulunursam, hiç bir karakteri ilgi çekici değil. Ne Kamina, ne de Simon'un çekici bir yanı var. Diğerleri zaten önemsiz. Karakterden öte, ekstralar gibi.

Zaten bir yerden sonra, Simon, Kamina çakması oluyor.

Asıl konuya dönersem, vaat ve hız denetimi serinin en büyük problemleri. Bir hikayenin ne olacağını baştan belli etmesi gerekiyor. Açıkça sunmasa bile, soru işaretleriyle buna yönlendirmeli. Evangelion'un başında, Shinji'nin robot içindeki mental sıkıntılarından bunu anlıyorduk. Aynı zamanda seri ilerledikçe, bu ilk bölümlerde bile robotlar ve Shinji hakkında ipuçları veriliyordu. TTGL'de baştan beri bir delgi muhabbeti var ama çok zayıf, muğlak ve açıkçası aşırı basit kalıyor. Zaten Mergen'in de dediği gibi, hikaye farklı anlarda, çok farklı şeyler yapıyor.

Hız denetimi de aynı şekilde kötü çünkü gereksiz bölümler çok fazla. Serinin ilk üçte biri, hiç olmasa da olur.

Serinin işlenişi de çok basit buluyorum açıkçası. Gaza gelip, adam pataklamak üstüne. Daha başka bir şey yok gerçekten. Savaşlarında hiç bir yaratıcılık veya ilgi çekicilik yok.

Bu yüzden TTGL'yi başarısız bir deney olarak görüyorum ben. Daha farklı bir şey yapılmaya çalışılmış ama hikaye anlatımının temel unsurları bile göz ardı edilmiş. Bu olay iyi yapıldı mı, devrim yaparsınız. Kötü yapıldı mı, göze çok çarpar. TTGL ikinci kategoriye düşüyor. Misal bunun tersine, seriye benzer olan Kill la Kill çok daha başarılıdır. Neyi, nasıl yapmak istediğini çok daha iyi biliyor. Onda da bir dinamik değişimi var ama geçişi oldukça doğal ve ondan önce de, seri izleyene bir şey sunuyor. Amaç sidik yarışı oluşturmak değil ama bu tarz bir seri yapılacaksa, örneğini göstermek.

Düzenleme: Seri elbette çöp değil ama mutlaka izlenmesi gereken bir şeyden millerce uzak. Dediğim sebeplerden ötürü, başarılı da bulmuyorum.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
@Morakira
Aslında başından itibaren sonları hakkında bol bol ipucu veriyor. Sana en baştan insanların yeryüzünde yaşarken zorla yeraltında yaşaması gerektiği ve o kadar uzun zamandır yeraltında yaşamaları sonucu olarak artık yeni nesillerin, yeryüzünü tamamen tabu olarak gördüğünü ve insanların ilerlemeyi salaklık olarak gördüğünü gösteriyor. Yukarı çıkıldığında ise insanların yeryüzünün gayet normal olduğunu ama yeryüzüne çıkmalarını engeleyen hayvan-adamlar olduğunu fark ediyorlar. Ve bu hayvan-adamlar insan ırkını bir nedenden ötürü yeraltına göndermek istiyor. Ve sana bu hayvan adamlar insanların asla bu robotları kullanamayacağını, layık olmadıklarını uygun olmadıklarını söylüyor seri. ama ilginç bir şekilde kamina ilk deneyen insan olarak robotu kontrol edebildiği gibi, çok iyi bir uyumda yakalıyor. Öyle ki bu uyum hayvan adamların çok çok üstünde. Zaten seri daha o dakikalardan, insanların başka bir nedenden dolayı yer altında tutulduğu ve spiral kralın birşeyleri kendi tebası dahil söylemediğini anlıyorsun.

Yani senin iddaa ettiğin gibi sonradan alakasız bir değişim yok. Başta sadece kamina ve simona özel zanettiğin bu özelliği diğer insanlarda deneyince görüyorsun ki meğer tüm insanlarında kullanımına uygun yapılmış bu alletler. Ee o zaman bu robotlar insan kullanımına uygunsa, spiral kral başta ne için,kimin için tasarladı bunları? Hayvan,adamlar o zaman insanlarla aynı öze mi sahip? Niye insan yaratmak yerine,hayvan-adam yarattı? Ve neden insanlara kusurlu ırk diyor ve bunun demesinin sebebi spiral güç? Zaten seri sana daha baştan itibaren buarda başka birşeyler dönüyor, spiral kral birşeyler saklıyor gösteriyor. Ki spiral kral bunca olaya rağmen asla yüzünü göstermiyor. Son ana kadar spiral kralı görmüyor ve onun insan olduğunu görmüyoruz. Ve simonun bulduğu robot ise ayrı bir gizem, Seri kamina öldükten sonra ilk değişimini yaşıyor ve spiral krala direk bağlantısı olan bir karakter dahil oluyor. Doğal olarak herkes kim bu spiral kral? Bunca şeyi neden yaptı sorusunu soruyorlar. Ve spiral kralın yaratma gücünün olduğunu asla tatmin olmadığını ve kızına bile asıl düşüncelerini söylemediğini öğreniyoruz. Yani spiral kral bir nedenden dolayı, herşeyi ve herkesi yaratmış insanları yeraltında tutmaktan başkada gayesi yok. Ki zaten spiral kral generalleriyle konuşurken, inatçılık onların güçleri dediğinde generallerden biri spiral güç ha, oysa bilmiyorlar ki o güç onların sonunu getirecek olan güç diyor. Zaten seri daha yarısına gelmeden spiral kral bile düşmeden ortaya bir gizemi daha atıyor. Ki bu anlattıklarım seriyi 4 yıl önce izleyen birinin söyledikleri. Daha bir ton farklı sebeple spiral kral yenilince ve simona madem öyle deyip açıklama yapınca ha meğer spiral kral korumaya çalışıyormuş lafını ediyorsun. Tek bir gizem kalıyor oda spiral kral insanları neyden korumak istedi? Neden insanların ilerlemesini sağlayan bu spiral güç tehlikeli? İlk bölümlerden beri bahsi geçen bu spiral güç nedir?

Neyse daha fazla spoilerı seriyi bitirmeyen sana vermek istemiyorum abi. Ama çok yanlış bir gözlem yaptığını söyleyebilirim. Aksine çok iyi bir twistle baştan düşünülmüş olduğunu anlıyorsun. Tek farkı birini bitirmedin, evengelionu bitirdin.

Ve gelelim serinin 3 de 1i hiç olmasa da olur lafına. Aksine o bölüm zaten üstte açıkladığım gibi altyapıyı dolduran bölümler. Tek diyebileceğim 4-5 bölüm kısabilseler daha iyi olurdu ama onunda nedeni, son bölümleri daha ayrıntılı işleseler daha kusursuz bir gidişat olabilirmiş.

Seri kendi içerisinde değişmiyor, seri yine ayrı seri, sadece seri gizemleri açıklayıp yeni bir gizem katarak ilerliyor. Yani soruların cevabı daha büyük sorulara sebep oluyor.

Gelelim anlattığı düşünceye. Yazımda bahsettiğim gibi anlattığı şeyi anlatmak değil becerisi serinin. Anlattığı şeyi bu tarz bir bakış açısıyla sunabilmesi ve baştan beri işledikleri bu spiral gücü çok iyi bağlamaları. Senin bağlantısız dediğin o kısım olmasa zaten sonlara doğru bu bağlantısı için övülmezdi zaten.

Umarım önyargını kırıp birgün bitirirsin abi bu seriyi.
 
Belli şeyleri değiştiriyor dediklerin ve doğaçlama muhabbeti pek kalmıyor. Vaat etme olayında yanılmışım. Daha başarılı bulduğum diğer serilerden çok da büyük bir fark yok, bu konuda.

Mesajı yazarken, rahatsız eden yanlara daha iyi parmak basabildiğimi fark ettim. Asıl sıkıntı işleme hızı, karakterlerin basitliği ve işlenişin aşırı basitliği. Yani, savaşlar hiç çekici değil. Gaza gel ve döv. Bu aşırı yapılmış, aşırı basit, bir o kadar da kötü bir şey. Dediğin mesajı veriş şekli de ilkokul sonu / lise başları seviyesinde. Kimi kişilere buna rağmen daha komplike gelebilir elbette (seni kastetmiyorum, zira nasıl birisi olduğunu biliyorum). Hız olayını zaten açıkladım.

Sembol kullanımında dediklerim hala geçerli. Sembol kullandığını iddia edip, bu kadar düz işlenişe sahip olan başka seri görmedim. Naruto'daki anlatım bile çok daha fazla katmana sahip :D
 
O mesajı vermesi ilkokul lise seviyesinde olduğu için seviyorum abi ben zaten :D

Bu galiba benim erken yaşta evengelion gibi serileri izlememden geliyor, çevreme izletiremezdim, izleyen insanlar hep çok büyük olur ve onlarla tartışacak kadarda birikimim olmazdı. Ama ttgl öyle değil, matrix de yaşadığım keyif var herkes anlayabiliyor az çok ne anlatmak istediğini ve keyifle izliyorlar. Ben bu tarz basit anlatımı takdir ediyorum açıkçası tabi serisine bağlı. Shoenen serilerde dramı anlatırken yumruk sıkmalar gibi anlatımlar benide bayar tabi ama ttgl bu basit anlatımı, son 7-8 bölüm sürekli car car karakterleri konuşturarak yapmış ve karakterler dövüşürken yaptıkları her hareket anlattıkları şeyi temsil eden bir şekilde yapılmış.
Atıyorum anti spiral evreni yok edecek bir güç sizinki der demez big bang yapıp herşeyi yok edecek güçte bir patlama yapması. Bu yüzden direk büyük bir güçle yenmek yerine, sürekli karşıdakilerin biraz üstü güç kullanıp, pes etmelerini sağlamak istemesi, böylece dövüş sırasında hele sonlara doğru tüm galaksileri yok eden bir enerji çıkartmaları. Ve her şey yok oldu dediğimiz an sonsuzluk sembolü yapıp, evreni baştan yaratır gibi yaratmaları. Şimdi burada utkan abiyle ayrıştığımız, herşeyi yaratma gücü simonda var mı sorusu geliyor ama ona girmeyeceğim.

Yani her shoenenin temelinde yatan mesajı 27 bölümde çok iyi bir bakış açısıyla, olabilecek en basit şekilde, yer yer biraz düşündürücü ama asla tam olarak açıklamayan, tam olarak seri bittiğinde bile net bir mesaj vermeyen ve ilginçtir ki bir iki o sembolik sahneyle insanların çoğuna söylenmediği halde hatta aksini söyleyen ifadelere sonlarda yer verilmesine rağmen çoğu kişiye aynı şeyi düşündürtmüş ve extra sahnesinde o düşündüğümüz şeyi çok güzel taçlandırmıştır.

Serinin zaten birazda olayı o bence abi, ister kötü de, ister yetersiz de( ki cidden karakter derinliği sıfır seride, anlatılmak istenilen şey için sadece araçlar, asla geçmişlerini bilmiyoruz) ama bu seri anlatım diliyle yeni bir stüdyo açtıracak kadar damga vurmuş(triger) bir seri. Ki bu damgayı vurmasının tek sebebi de kendisine has bir anlatım yolu izlemesi. Darling in the franxxx de içine ettiler gerçi......

Ki zaten final dövüş dışında aklında kalan bir dövüşü yok çünkü temelde tüm dövüşler aynı amaç için yapılan, aynı sonuca varan aynı dövüşler.

Ki o yüzden tengen toppa(cenetti delen) gurren lagann.
 
@Mergen

Abisi yanlış tutum sergilediğin bir konu var o da tüm şu "mesaj" , "ipucu" , "sembolizm" üçlemesi. Bunlarda neden @Morakira nın bakış açısını anlamadığını ya da tasvip edemediğini, nerede fraksiyonunuzun ayrıldığını kendi anladığım kadarıyla kısaca anlatmaya çalışacağım (umarım kısaca olur).


Aslında başından itibaren sonları hakkında bol bol ipucu veriyor.
Spoiler olmasın diye gerisini alıntıya almadım. Bak Yiğitcim, İpucu dediğimiz şey kendi içinde aslında farklı anlamlara ayrılır. Misal elin oğlunun bu kelime için en yaygın kullandığı 3 kelimeye bakalım.

Clue -> İz, İşaret
Hint -> Bir şey çıtlatmak/ ima etmek
Lead -> Rehberlik etmek, öncülük etmek, sürüklemek

Bu üçü de tüm anlatı sanatları içerisinde konseptine göre "ipucu" kelimesi için kullanılabiliyor. Ancak ipucu'nun onu bulan kişiye ne yaptıracağı ya da ne anlama geldiği konusunda bu üç kelime çok farklılaşıyor.

Clue sadece bir iz bir işaret, ciddiye aladabilirsin almaya da, basit bir clue yu alıp komplo teorisine de çevirebilirsin. Zaten iyi detektiflik hikayeleri olayları hint ve lead lere varmadan sadece clue ile çözenlerdir.

Hint, clue'dan daha fazla şey veriyor sana, direkt bilgi söz konusu.

Lead ise senin artık izleyeceğin planı üzerine inşa edeceğin ana ipucu oluyor. Eski hollywood polisiye filmlerini hatırlayın.. Bir detektif "ı got a clue" dediğinde amiri onu fırçalar ne sadece bir clue mu gibisinden ama "I got a lead" dediğinde esas olaylar zinciri başlar.


TTGL'deki ipucu "clue" yani işaretten ibaret.Asla ne sana bir şey çıtlatan "hint" söz konusu nede seni bir yerlere götüren "lead" (başlar için konuşuyorum. Onu da geçtim, seni bu işarete yönlendirmiyor. Yani seri senin belli başlı anomalileri ve de gizemleri takip ederek bu yolda giderek geliştiğin ve daha çok şeyi bildiğin bir seri havasında yapmıyor bu "ipucu" işini. Bu çok arka planda kalıyor ön planda absürtçe ve nedensizce var olduğu becerilere ve karakterlere sahip olan ve bu beceriler ve karakterlerin de yine absürtçe ve nedensizce güçlere sebebiyet vererek sürekli p-up alarak hikaye bazında (senin anlattığın felsefi hikaye bazında) seri ile gram alakası olmayan bossları kesiyoruz.


Şimdi hangisi daha göze sokularak yapılıyor _ Yani sen öyle bir konuşuyorsun ki serinin sanki ana motifleri bu gizemi çözmeymiş de hikaye bunun üstüne kuruluymuş da @Morakira bunu görmüyormuş gibi cevap vermişsin. Ha tabi ki her sofistike işin alıcısı bir alt-metni bir de genel kitle için üst metni olur. Ancak üst-metin/aksiyon bu kadar absürtçe, alt metni domine ediyor olması , alt-metin konusunda yüzeysel ve samimiyetsiz bir his uyandırıyor.


Ve TTGL'de acayip bir tek tiplik var. Herkes Kamina Jr. oluyor ama heeeerkes. Kimsenin özgün bir kişiliği yok. En özgün kişiliği olan adam ekipte neden olduğunu çözemediğim her şeye bomba atmaya kalkan herif o hariç hemen herkes Kamina Jr.

Simon'un yetişkinliği ve tüm o politik çekişme kısmı o kadar kötü ki... Yani orayla ilgili sayılabilecek tonla şey var. ne hikayenin finaline hizmet ediyor, ne karakter gelişimi sunuyor, ne kulağa mantıklı geliyor.. Boş gerilim sadece.

Nitekim @Morakira dediği gibi ciddi bir pacing sorunu var. Seriyi 3-4 parçaya bölebilirsin.

Başlangıç - Demise arası
Demise - TS arası
TS - gezegeni terketme arası
Ve sonrası

Ve hiç biri bir diğerine dair bir yapılandırma ya da bağlılık, bütünlük sunmuyor. Finaldeki ceviz sahnesi ile tüm bunları toparlaman çok çok zor. Ben ucundan kıyısından bir iz, bir işaret vereyim.. Ama bunun üstüne hiç derinlemesine inmeyeyim hep yüzeyde takılsın sonra finalde bir sahne koyayım, her şey on numara derinlikli ve sofistike olsun :D Yok anam öyle yağma :D
 
@Mergen

İşte yani, serinin sözde delidoluluğuna rağmen bu kadar düz bir şey olması, benim için onu öldürüyor. Hızının ayarlanmaması iyice gömüyor, karakterlerin boşluğu da tabutun çivisini çakıyor.

Matrix ile aynı cümlede bile bahsetmezdim ben :D Matrix'te bir Ghost in the Shell'e göre daha basit bir anlatım var ama hiç bir zaman bu kadar çocuksu bir seviyede olmadı. Diğer unsurlara hiç girmeyeceğim.

@NABU

O kadar bir teknik ayrım yapmasam da, ortaya atılan ipuçları iyi bir vaat niteliğinde değil derim. Serinin kendi içinde çok ayrılmasından kaynaklanıyordur belki.

Konu Dışı(msı): Zaten didik didik edilen serileri sevmesem, Bleach'e bu kadar kafa yormazdım :D "Düz alanda saklanmak" diye bir deyim var ya İngilizce'de. Onun alasını yapıyor o seri. TTGL'de konu bunları kaçırmam değil. Mergen'in işaret ettiği gibi, seriyi yarıda bıraktığım için fark etmediğim şeyler var ama asıl sorun bunları fark etmemek değil zaten. Vaat konusunu belki başka zaman daha detaylı yazarım. Hala kafamda oturmayan bir şeyler var ama tam anlatamıyorum. İlk başta dediğim kadar sert düşünmesem de, vaat hakkında üstüne parmak basamadığım bir sıkıntı var.
 
@NABU

Ttglnin zayıflık olarak ifade ettiğiniz şeylerin ben amacına direk olarak hizmet eden şeyler olduğunu düşünüyorum ki çoğu kişide bu konuda böyle düşünüyor. Ki zaten 10 yıl sonra bu sefer karakterler üzerinden açık açık benim dediğimi dilendiren ttgl klonu darling in the franxx bunu kanıtlayan koca bir seri. Ama çoğunluk kartını kullanmak gibi bir absürtlük yapmayacağım merak etme abi :D

Sürekli p-up almaları zaten spiral güç konseptine direk hizmet eden bir olay. İnat ettikçe tüm mantıkları yıkan sınırsız bir güç bu sonunda. Ve robotları da spiral kral tasarladığı için buna uyumlu haldeler. Yazının geri kalanında açacağım.

Kamina jr. olma meselesine gelirsek, zaten ana olay yine o. Seri sana tek bir rota sunuyor. Diğer bakış açılarına izin vermiyor. Ki verdiği yerde direk anti bir bakış oluyor ki oda niye yanlış diye izin veriliyor.(kaçış,korku,vazgeçme) Seri karakterlerine bilinçli olarak kamina jr. yapıyor. Ki yapanlarında gainax yani evengelion,flcl,top wo nerae gunbuster gibi yapımlar, yaptıklarında karakter derinliğine gayet girebiliyorlar. Ki zaten sonra triger kiznaiver, darling in the franxxx de gayet karakterler üzerinden nasıl hikaye yazabildiklerini gösterdiler.(ki darling ttgl kafasında karakterlere odaklanan bir seri ve kötü olmasının sebebide bu)Bunu tercih etmesi sana kötü gelse de, serinin spiral kralı ilk gördüğümüzden son kısmına kadar tek ve şüphe duymamamız gereken bir rota olduğunu gösteriyor. Seri bu konuda bilinçli bir tek rota çizmiş ki bu tek yol spiral güç konseptine direk olarak yine hizmet eden bir durum.

Seride ki her dövüş karakterlerin birşeyler farkına vardıkları dövüşler. Laf olsun diye bir boss dövüşü olmuyor, her dövüş sonunda bir keşif oluyor ve karakterlerde özellikle mağlum olaydan sonra simonun kaminavari bir özgüveni nasıl elde ettiğini bunun sonucunda da spiral gücü nasıl üst seviyelere çıkardığını görüyoruz.

Zaten ttglnin de güzeliği orada açık açık her bölüm karakterler lan bu spiral kral niye yapıyor bunu, durum bir düşünün dese kamina zaten çıkıp mühim değil, tek birşeyi düşünün oda onları yenmek kafasında biri. Nedenini umursamıyor, sadece ileri gitmeye takıntılı bir herif. Diğerleri zaten ufacıkda olsa neden diye sorduğunda kamina yine absürt bir hareket yaparak susun bir iki dakika moduna sokuyor herkesi. Ki 7-8 gibi olması lazım ondan sonra hep spiral kral tarafında, spiral gücün kötülüğüne dair sürekli bir konuşma var. İnsanların kusurlu olması hakkında sürekli bir konuşma var. Yani ilk 7 bölümde alta olan şey artık açık açık gözüne sokuluyor.

Birde abi ne bekliyorsun anlamadım, karakterler bu gizemi çözmek için mi uğraşsınlar? Adamların hayatı tehlikede, sürekli dövüşmek zorunda kalıyorlar ve yıllardır hep gururları kırılmış kamina diye bir mongol beyin ölümüne dalıyor ve mantık kullanıp her geri çekilme kararı aldıklarında kamina kazanarak adamları nasıl ya? Moduna sokuyor. Bu absürt durum üzerinden gidiyor zaten seri. Pacing sorunu dediğiniz durumda serinin kendi dinamikleri içerisinde gerekli bir hızlanma;
İnsanların yeryüzüne yerleşmesi gerekiyor. Nüfusun artması gerekiyor. Ve sonrasında konsepti bu kadar büyütmeseler zaten söyledikleri şey boş bir anlam ifadecek.

Ki size zaten anlatamadığım durumlardan biri, bu adamların bilinçli olarak yaptığı şey genel olarak bu absürt gelişimin, insanlığın milyarlarca yılık gelişimini spiral güç ile konsantre şekilde sunma çabası. Yani bu spiral gücün zaten direk olarak temsili bir konsept olduğu. Ki zaten seriyi iyi yapan şeyde bu, böyle bir anlatımı başka türlü yapmanın bir yolu yok. Ki zaten bu konsept o yüzden hep diğer serilerde yan konuydu çünkü bu konsepti doctor who bile evrenin sonuna gitme gibi hikayelerle anca arka planda işleyebiliyorken, ilk defa bir seri çıkıp spiral güç diye birşey uydurup, ben milyarlarca yılı bir güç sayesinde 27 bölümde anlatacağım oturun izleyin diyor.
Karada giden robot, yüksek kapasiteli gemi robotu,uçan robot, uzaya çıkan gemi,uzaya çıkan robot, sistemler arası yolculuk edebilen robot, galaksiler arası yolculuk edebilen robot, kara delikleri kolayca manipüle edip istediği gibi yolculuk eden robot,evren yaratma gücünü elinde tutan robot ve son yumrukta evreni silip,istedikleri gibi kuran robotlar.(bunda zaten senle ayrılmıştık abi, bütün evreni yok edip, yeniden eski haline sokabildiler dövüşleri sırasında)

Yani seri sana ilk bölümden itibaren bu gelişimi temsili olarak sunuyor zaten. Anlamsız olarak gördüğünüz dövüşlerinde tek olayı onları göstermek. Ki benimde katıldığım o dövüşleri bu kadar uzatmaya gerek yoktu, bir bölümde haracayabilirdi birkaçını. Ki o zamanda çok hızlı yendi bunları yav olacaktı millet.....
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Ttglnin zayıflık olarak ifade ettiğiniz şeylerin ben amacına direk olarak hizmet eden şeyler olduğunu düşünüyorum ki çoğu kişide bu konuda böyle düşünüyor.
Yiğit sen bu serinin bir amacı olduğunu şirketi araştırarak, onlarca review okuyarak, animemeyi defalarca tekrar tüketerek, üzerinde kafa yorarak, başka fanlarla fikir birliği yaparak falan vardığın bir şey. Seriyi bitirdiğin ilk an tüm bu sözde "amaç" ya da "plan" ne kadar umrundaydı ya da ne kadar farkındaydın ? Dürüstçe ?!

Ayrıca eğer her amacı gerçekleştirmek bir başarı kıstası olmaz. Avengers: Infinity War'da Marvel'ın on yıllık amacının nihayete ulaştığını gösteren bir filmdi. Kaç defa eleştirdik beraber. Amaç, tanıdık, ucuz, yüzeysel ve de fark edilmesi zorsa bunu başarmanın çok da matah bir katkısı olmuyor açıkçası.



Ama çoğunluk kartını kullanmak gibi bir absürtlük yapmayacağım merak etme abi
düşünüyorum ki çoğu kişide bu konuda böyle düşünüyor.
Çoktan yaptın o yüzden merak etmiyorum D: D:


Sürekli p-up almaları zaten spiral güç konseptine direk hizmet eden bir olay.
Yiğit konu hizmet değil. Konu senin bu gaz dolu battle shounen'i olduğundan hatta serinin kendi tanımladığı temadan bile daha yoğun bir şekilde sofistikleştirme çaban. YOksa ben TTGL kendi ayağına çelme takan bir seri demiyorum zaten (gerçi bunu şu politika ayağı ile yaptı ama neyse)...

Yani derinlik ve felsefe ile ilgili argüman biterse amaç ve hizmete bakarım, o biterse ne kadar eğlenceli ve gaz olduğuna bakarım o biterse ne kadar renkli ve dönemi için iyi bir anime olduğuna bakarım o da biterse sembolizme karakterlere bakarım.. Böyle kaçak güreşerek zaten bu seriye dair net bir konu hakkında konuşamayız. Ben sana bu seri bir ipucu verirken bunu senaryolaştırılmış, hikayeleştirilmiş bir ip ucu değil evren dizaynı olarak arka plan cluesu olarak veriyor diyorum. Sen bana hizmet diyorsun :D

Kamina jr. olma meselesine gelirsek, zaten ana olay yine o
Yine aynı hatayı yapıyorusn, kimse sana "bunlar ana olay değil" demiyor. Ama bu seriyi sıradanlaştırabilen, yüzeyselleştirebilen, tek tipleştirebilen şeyler.
Seri sana tek bir rota sunuyor. Diğer bakış açılarına izin vermiyor.
Tamam da bu da bir marifet değil. Ayrıca zaman atlaması öncesi bize en çok verilen mesaj... "Benin inandığım sana inan, Simon'a inan" idi. Eskiden "benim sana inandığıma inan" gibi bir şey idi. Simon'un, Kamina'dan başka meziyet ve becerileri olduğu ve esas özel olan kişinin Simon olduğu idi. Zaman atlaması sonrası ise Simon bir karakter değil bir dekor idi.


Seri karakterlerine bilinçli olarak kamina jr. yapıyor. Ki yapanlarında gainax yani evengelion,flcl,top wo nerae gunbuster gibi yapımlar, yaptıklarında karakter derinliğine gayet girebiliyorlar.
Bilinçli yapılması da bunun çok iyi sonuç doğuracağı anlamına gelmiyor. keza stüdyonun önceki işlerinin iyi olmasının da... Şu an çok "müdavim" kafasıyla konuşuyorsun.



Bunu tercih etmesi sana kötü gelse de
Bana kötü gelmiyor ancak sen seriden "ölmeden önce görülmesi gereken benzersiz bir yaşam tecrübesi" gibi bahsedince.. Bunun iyi ya da kötü olmakla bir alakası kalmıyor :D


Seride ki her dövüş karakterlerin birşeyler farkına vardıkları dövüşler. Laf olsun diye bir boss dövüşü olmuyor,
Yiğit sen bu seriyi "Bu seri sadece bu şekilde yapılabilirdi" kafasıyla savunursan, kritik makamının söylediği her şeye bir kulp bulursun. Çünkü seri bitmiş ve belli bir başarıya ulaşmış. Ancak karakterlerin bir şeylerin farkına varması o dövüşler gerekli miydi ? Bunun için başka yöntemler geliştirilemez miydi ? Bu mudur ? Yani "Once in a life time" olarak tanımladığımız eserin forsu ??

Tam da beni doğrulamış oluyorsun. Ve evet laf olsun diye olmuş boss dövüşü var. Boss dövüşünün neden olduğu ya da ne sonuç alındığı laf olmasa da nasıl ve neden olduğu tamamen laf.




Birde abi ne bekliyorsun anlamadım, karakterler bu gizemi çözmek için mi uğraşsınlar?
Ben bir şey beklemiyorum sadece senin biçtiğin gömlek bu seriye 3 beden büyük. Ben seriyi olduğu bedeni ile seviyorum ve zevk aldım. Ama sen bundan İki Şehrin Hikayesi, Watchmen, Godfather, Space Oddysey falan çıkartmaya çabalarken ki "bu seri böyle yapacağını gösterdi gösterdiği gibi yaptı, bu göstergede de başka türlü yapılamazdı. İşte şurada bunu gösterdi, burada da bunu gösterdi bunu gösterdiğ iiçinde bu oldu. Başka türlü olamazdı SOnu. TTGL awesome" tarzı TTGL'yi başka hiç bir klasik eser ya da janra ile kıyaslamadan kendi motifleri içerisinde..

Yani senin yaptığın şey "Rakun dünyanın en harika hayvanıdır. Çünkü rakun çalıp çırpmak için evrimleşmiştir ve bu evrimin amacına uyacak şekilde hareket etmektedir. Gidip uçmaya çalışmıyor, fiziksel konuşllar ona ne veriyorsa onu yapıyor" demek gibi dünyadaki her hayvan için çoğaltabileceğin basit bir savunma ve cilalayıp, partlatma mekanizması yaratmak :D :D

Ben de sana bunu söylüyorum. Evet Rakun is cool ama sansar, gelincik, porsuk, lemur vs gibi tonlarca muadili var. O yüzden hayvanların tanrısı seçmenin anlamı yok diyorum.


karakterler bu gizemi çözmek için mi uğraşsınlar? Adamların hayatı tehlikede, sürekli dövüşmek zorunda kalıyorlar
Yiğit bu çok toy bir bakış açısı "ne bekliyorsun".. Ben karakterden ne bekleyeyim yiğit.. Karakter onlar yahuu :D Benim bir şey beklediğim şey "çok sofistike, derin, ince ve de mutlaka kaçırılmamalı" diye tanımlanan bir serinin yaratıcılarının buna ne koyduğudur. Sen diyorsun ki seri ipuçlarını veriyor. Şimdi aynı sen diyorsun ki "bunlar gizem mi çözsün." Sürekli dövüşmek zorunda kaldıkları için gizemleri çözemiyorlarsa o zaman ne demeye bunu yazdın ?

Seride ki her dövüş karakterlerin birşeyler farkına vardıkları dövüşler. Laf olsun diye bir boss dövüşü olmuyor, her dövüş sonunda bir keşif oluyor

Ben TTGL ya da seni sorguluyormuşum gibi cevap verip, kendi topuğuna sıkıyorsun. Benim dediğim şey, seri ile ilgili cilalayarak anlattığın şeylerin % kaçı temiz ve de şık bir biçimde seri tarafından, yaratıcılar tarafından geliyor ve % kaçı tamamen senin kılı kırk yararak, biraz makyajlayıp, süsleyerek eklediğin şeyler oluyor ?

Bu açıdan serinin başında ipucu veriliyor dediğin şey ipucu değil Evren dizaynına girer hikayeye hizmet eden ipucu öyle verilmez o ipucu da böyle çözülmez diye bir ton açıklama yaptım. Bu kafayla ben OP'de de övünecek tonla şey bulurum .Bleach'de de wisecrack kafası bu :D



Pacing sorunu dediğiniz durumda serinin kendi dinamikleri içerisinde gerekli bir hızlanma;
Serinin kendi dinamikleri ne allah aşkına: Yiğit şu an seri bittiği için ve sen oldukça taraflı bir şekilde kafa patlattığın için bir dinamikten bahsediyorsun. 27 bölümlük bir serinin ilk 7-8 bölümünde hiç bir mühim ve ana "DİNAMİK" yok. 1/4 ü kadarı yani. Ondan sonra da zaman atlamasına kadar gene ucundan ucundan bişiler bir araya geliyor. O yüzden 1000 bölümlük, zaman atlaması yaşamamış, stabil vede parametreleri oturmuş bir seriymiş gibi "kendi dinamiklerinden ötürü abi" deme.

Bu mantıkla Kill Bill filmi de kendi dinamikleri sebebi ile o kadar corny ve cheesy idi eğer bunu kabul edersen sinema tarihinin en iyi filmi :D :D


Bu absürt durum üzerinden gidiyor zaten seri.
Zaten seriyi senin dediğin kadar derin yapmaktan uzaklaştırıp aksine ucuzlaştıran kısım da bu :D :D Tüm serinin geyik ve şamata kısmına "gaz ve absürtlük" deyip sonra geriye kalana "felsefe" demek bu seriyi cilalamak, parlatmak demektir.

böyle bir anlatımı başka türlü yapmanın bir yolu yok.
Altın Oran TTGL'dir açıklaması da geldi :D



ilk defa bir seri çıkıp spiral güç diye birşey uydurup, ben milyarlarca yılı bir güç sayesinde 27 bölümde anlatacağım oturun izleyin diyor.
Ve bu neden bu kadar özel olmak zorunda ? eğer anlatım, karakterizasyon, özgünlük, alegori kullanımı, analitik düşünce gibi şeylerde türlerinin üstüne çıkamamış bir seride bu neden çok müthiş bir farklılık yaratıcı olmak zorunda ki ? ?


Yani seri sana ilk bölümden itibaren bu gelişimi temsili olarak sunuyor zaten
Hayır sunmuyor. Seri bittikten sonra yüzeysel bir bağlantı kuruyorsun ancak serinin ilk 10-12 bölümünde sana sona dair hiç bir bağlantı sunmuyor. Spiral King karşılaşması bile sadece bir konsept, bir kehanet bırakabiliyor sadece :D :D Sen diyorsun ki ilk bölümden beri böyle.. C'moooon !


Bir de sen bir şeyi anlamadın. Beni ve @'Morakira''yı aynı kefeye koyup birimizden birine diyeceğin bir şeyi diğerine de söylüyorsun. Morakira seriyi tamamen sıkıcı bulmuş ve bitirmemiş biri. Ben belli bir seviyede eğlenmiş 77-78/100 gibi iyimser bir puan vermiş ve tüm seriyi bitirmiş ardından onlarca review okumuş biriyim.

Nitekim şu "anlamadığınız, görmediğiniz, kabul edemediğiniz, size anlatamadığım" vs gibi çoğul kullanımları bırak. Çünkü ikimizin seriye dair fikirleri farklı.


Bir tek konuda hem fikiriz. O da bu serinin bir all-time classic ve kesinlikle "ölmeden görülmel,, görülmezse hayatınızdan bir parça eksilir" tarzı bir seri olmadığı.

Ama ben diyorum ki "Bu iyi bir seri vaktiniz varsa kesinlikle izleyin, ama Yiğit'in hype'ına kulak verip çok şey beklemeyin." Öye yandan @Morakira

"Bu seri oldukça klişe ve sıkıcı, bu kadar abartılacak bir şey görmüyorum. İzlenmese de olur" diyor. Ve sen ikimizi aynı kefede tutuyorsun çünkü "Aman tanrım TTGL harika nasıl olur da biri bunu izleyip de beyni arkasındaki duvara, gözleri de yuvalarından çıkıp ekrana yapışmaz." adlı trene bindiğin için :D :D Bu trende olmayan herkes

ya"anlamıyordur, ya yanlış beklentidedir, ya da inkarcılık yapıyordur" gibi bir tutumun var aslan parçası.


Nitekim; TTGL bir şekilde iyi vede başarılı olmak ile birlikte ne anime sanatı içerisinde, ne hikaye anlatı sanatı içerisinde ne de battle shounen janrasında devrimsel, yeni bir soluk, inanılmaz alt metni ile sizi derinliğe boğarken, üst tema ile sizi hezeyan trenine bindirecek vs diyebileceğim bir seri değil ve bunun çok net ve belli sebepleri var. (Ki konuştuk uzun uzun bunu seninle hatta sen bile şu an sorguluyorum seriyi demiştin :D )
 
@NABU

Haklısın abi savunma moduna girdiğim için genel bir cevap vererek, yanlış bir yoldan cevap vermiş bulundum. Dürüstçe cevabımı vereyim;

Ben yorumları okumadan, tartışmadan önce, ki seriyi de 1 kez izledim sonra filmlerini izleyip tekrar izlemiştim. Ki filmleri daha konsantre olduğu için yani uzatıyor dediğin kısımların çoğu olmadığı için aklımda daha iyi bir yer etti. Evet ilk izlediğimde bu kadar çıkarım yapmamıştım, güzel akılda kalıcı bir meccha serisi demiştim ki mangatürk forumunda ilk izlediğim zamana dair bir yorum var. Animeyi sadece verdiği gaz için övmüştüm. 1 yıl kadar sonra olması lazım, izleyecek anime bulamayınca filmlerini izledim(ki buda tam ergo proxy ve gisti izledikten sonra ki dönemime geliyor) ve filmlerini izleyince baştan beri varmış meğer bu olay demiştim;
Ki yine diyorum abi bizzat spiral kralın generalleri daha ilk bölümlerde bu güç sizin sonunuz olacak diyor ve 13-14 gibi de artık açık açık ne kadar umutsuzlar, o sarıldıkları spiral güç ne kadar bozuk ve onların sonunu getirecek güç diye yineliyor. Ve spirall kralın cevabı da evet, insanlar kusurlu varlıklar oluyor.(kendisi insan?)

Ben yorumları okuyup bunu discord gruplarında tartışmam çok sonra oldu. Ki o tartışmalardan öncede yine aynı şeyleri söylüyordum.Yani şu an yazdıklarımın hepsini movieleri izledikten sonra düşündüğüm şeyler ama altını çizeyim seriyi övdüğüm spiral konsepti hep övdüğüm ve sonuyla birlikte yine aynı şeyleri aşağı yukarı dememi sağlamış bir seri. Tek farkı movielerden sonra ha baştanda ufak ufak varmış ipuçları demem. Ha darling in the franxxxle emin oldum o ayrı. Çünkü seninle konuşurken acaba bu benim mi çıkarımım mı diye sorguladım kendimi çünkü ufakta olsa bir kitleye benim düşündüklerimi düşünmemişler, acaba mı? Diye sorgulattıklarında gidip milletin yorumunu okumuştum. Çünkü o discord gruplarında tartışırken hep ben anlatırdım, evet haklısın lan cevabı geldiği için ve animeyi önerdiğim ve izletirdiğim ilk insan alide benim söylediklerimin çoğunu görmediğini söylediği için benim hüsnü kuruntum olduğunu düşünmeye başladım doğal olarak. Ki o zaman 2. filmi tekrar izledim ve yorumları üşenmeyip okumuştum. Ki sonra tek başıma olmadığımı ve büyük çoğunluğun benim vardığım sonuçlara vardığını gördüm. Darling in the franxxx de adamlar baya baya aynı kafa ile aynı şeyleri bu sefer daha açık dile söylediler oldum.


Yani şu an böyle emin yazmamın sebebi, senle en son konuştuğumdan beri yaşadığım birkaç deneyim daha. Ki hak verirsin ki ttgl anime severler arasında hele türkiyede nerdeyse hiç izlenmeyen bir seri. O yüzden çevremde tartışacak insan bulmakta zorlanıyordum ilk izlediğimde, o yüzden size izletirmeye çalıştım ya :D

Evet dediğin gibi dövüşler dışında da bunu yapmasının yolu vardı ama o dövüşler seyircilerin çoğu için ve genel seyirci kitlesi için alıcı nokta zaten. Ki senle ilk konuştuğumda abi demiştim ya herkesin izleyebileceği kadar hafif ve zorlamayan diye. Ama bunu yaparken de hafif hafif ipucu veren bir seri diye. Benim bu seri için sevdiğim(genelde sevdiğim demiyorum, ergo proxyi sevmezdim yoksa || ) bir olay olduğunu söyledim daha önce zaten.

Edit= Birde o dövüşler evet şu an için daha iyi bir çözüm aklıma gelmese de daha farklı şekilde olabilirmiş ama spiral konseptine gayet uyan bir ilerlemeydi bu. Evet gaz plus gaz hiç taktik olmayan dövüşler sıkıcı gelebilir, kaminanın birden abartılı bir denemesi başarıya ulaştığında oha lan hasiktir demene sebebiyet olabilir ama spiral konseptinin sürekli ne olursa olsun ilerleme mentalitesine uygun bir mongoluk bu. Ki bilinçli yapıldığı, bu çıkarımları ben ve bir grup ttgl severin yapmadığını, kafa yapılarının aynı olduğunu kill la kill ve darling in the franxxx de gösterdiler, yine aynı şeyleri yaparak. Özellikle franxxx de... (ki kötü bir seri bu arada çünkü o kadar ütopik ve karakterleri detaylı işleyince nasıl içine ediliyor aynı seri güzel örnek oldu, daha uzun bir seride ancak yapılabilir belki)

Bir not; Abi sadece bende mi oluyor bilmiyorumda ölmeden önce kesin izle diyeceğim tarzda bir anime bulmakta ben güçlük çekiyorum açıkçası. Sonuçta insanlar filozofik bir çıkarım yapmak istediğinde veya birşeyler öğrenmek istediğinde makale ve kitap okuması kat kat daha etkili bir yöntem. Bu tarz eserler sadece bize bildiğimiz birşeyi farklı bir şekilde bakmamızı sağlıyor. Bu açıdan bakınca ttgl sunulacak en farklı bakış açılarından biri bence. Ki düşündüren animelerde dediğim gibi slice of life animeler bu konuda daha başarılı açıkçası. O zaman onlara mı demeliyiz? Gerçi konusu değil ama aklıma takılan bir nokta açıkçası son zamanlarda.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
13. bölümdeyim. Kamina öleli 3 ve ya 2 bölüm oldu ve 2-3 bölüm hiç öncekiler gibi değil. Umarım bitirebilirim.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Ttgl'nin ilham kaynaklarıyla ilgili yapılmış en iyi video. 2 saatlik süresi çoğu kişiyi çekindirse bile en azından merak edenler parça parça izleyerek keyif alabilir.
 
Üst