Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

Anime ve mangalarda değerlendirme ve puanlama sisteminiz nedir?

Mergen

Müdavim Baykuş
Tecrübeli Kullanıcı
Hepimiz tükettiğimiz anime ve mangaları değerlendirirme güdüsü içerisindeyizdir. Bu değerlendirmeyi yaparken serileri kıyaslamak isteriz. Bu kıyaslamayı yaparken de kendimizce bir sistem belirleriz bu genelikle puanlama sistemidir ve bu puanlamayı yaparken hepimizin kendi tecrübeleriyle oluşturduğu bir yargı sistemi vardır. Peki sizin izlediğiniz sistem nedir? Bu sistemi oluştururken neyi düşündünüz?


Kendi sistemimi yazarak konuya başlamak gerekirse;

Ben anime ve mangaları değerlendirirken izlenmeye değer,zaman kaybı ve utanç kaynağı olarak üçe ayırıyorum serileri. Utanç kaynağı olan seriler, 1-5 puan arasında değerlendirilir bende. Bu seriler izlediğinizde kusma isteği oluşturabilecek, inanılmaz senaryo boşlukları olan serilerdir. Zaman kaybı olan seriler ise 5-7 arasında olan serilerdir ve 6 ve altını alıyorsa, çok ufak iyi yönleri sayesinde utanç kaynağı olmaktan kurtuluyordur bende. 6-7 arası ise, aslında 1-2 büyük hatası yüzünden sinir etmese, izle geç seriler olan seriler olsa da, gözardı edilemeyecek kadar büyük günahları olduğundan bende bu puanı alır. 7-10 arası gelecek olursak artık izlenmeye değer serilerdir ama kendi içerisinde zaman geçirmelik, izlenilse size birşeyler katacak ve asla izlenmeden geçilmemesi gereken seriler olarak bende ayrılırlar. 7-7.5 arası izlersiniz ve eğlenirsiniz ama beklentide kurmamanız gereken serilerdir. 7.5-8 arası yine izle geç serileri olsa da, kendi içerisinde bir kalitesi olan, kaliteli eğlence sunacak serilerdir. 8-8.5 arası puan alan seriler ise 1-2 hatası olması kesinlikle izlemeden geçilmemesi gereken, kaliteli serilerdir. 8.5-9 arası ise artık izlenmeden kesinlikle geçilmemesi gereken, masterpiece denilecek serilerdir. Ben 9 ve üstü puan verirken tamamen fanlığım ortaya çıkar. Çünkü zaten 8.5-9 arası alan seriler her konuda üst seviye olan seriler olduğundan, 9 üstü alması için beni kişisel bir noktadan vurması gerekiyor bu serilerin. Seriye sempatim oluşması gerekiyor kısacası. 9-9.5 arası gözardı edemeyeceğim hataları olsa da hem beni kişisel olarak vurabilmiş hemde üst kalitede olan serilerdir. 9.5-10 alan seriler ise masterpiece seviyesinde olup, hemde beni kişisel olarak vurabilmiş seri oluyor. Bu puanlamada ise 5 puanlık o boşluklar bana kendi kategorisinde o serileri sıralama mı sağlayan boşluklardır.

Bu puanlamayı yaparken kişisel olarak oluşturduğum bağnazca kurallar vardır. Bunlardan biri 20 bölüm altı animelere asla 9 üstü puan vermemem. Bunun en büyük nedeni kısa serilerin tek bir hikayeye odaklanıp, yaratıkları hiçbir gücü, dengeyi, sistemi, evreni, karakteri açıklama zorunluluğu olmaması. Çünkü odaklandıkları şey tek bir ana hikayeyi sunmak olduğundan bunu belirli bir seviyenin üstünde yaptıkları zaman, ağzında inanılmaz bir tat bırakıyor. Yani çok kaliteli ama porsiyonu küçük bir yemek gibi 2 kaşık yediğinizden tadı mükemmel olarak kalsada aslında onu büyük porsiyon tüketiğiniz de aslında o kadar iyi değil demenize sebep olabilecek bir yapısı olması. Çünkü eserler sizi anlık olarak büyüler ve etkisi altına alırlar ve kısa seriler bu büyüyü kısa tutuğundan, mantık mekanizmanızı fazla kullanmanıza izin vermeden konuyu ve hikayeyi kapatırlar. 2. sebebim ise uzun serilerin emek payının kısa serilere göre daha fazla olması, değerlendirme kriterlerinin kat kat daha fazla olması yüzünden uzun serilerin puanlamada avantajlı olması gerektiğini düşünmem.
 
İlk önce serinin karakteristiğini çözmeye çalışırım yapım yılı mangaka yada yönetmen. Uyarlama ise orijinal kaynağı da dikkate alırım. Daha sonra eseri kendime, dünyaya göre yorumlar felsefi, edebi hatta psikolojik ve sosyolojik altyapısını dikkate alırım. En son eserin yapmaya çalıştıkları eğer varsa vermeye çalıştığı mesaj, hikaye ve kurgunun orijinalliği gibi konulara bakarım. Bundan sonra eserle ilgili son kısım ise benzer eserler ile çeşitli karşılaştırmalar yapmak ama bu kısım fikrimi çok etkilemez.

Puanlama kısmı ise kendime her puan için bir eser belirliyorum ve eserleri bunlarla karşılaştırarak hiyerarşik olarak sıralıyorum.
 
Çok fazla değişken var.

Anime-Manga'nın türü, görselliği, uzunluğu, konusu gibi şeyler bende farklı bakış açıları getirir.

Öncelikle çoğu eserde dikkat ettiğim bir şey var (comics,manga,müzik farketmez) ancak bu şey bu konuda özellikle manga üzerinde çok üzerine düştüğüm bir olgudur. O da eserin, yazarın kısacası sunumun samimiyeti. Sadece paramı kırayım, Mangaka hayatı zaten leş, azcık da eğleneyim okurla, eserle kafasında bir eser yazılıyorsa benim gözümden çok düşer.

Eserin bir vizyonu, anlatmak konusunda idealist ve arzulu olduğu bir konusu olmalı ve bunu gerçekleştirme konusundaki çaba da yazarın samimiyetidir.

Togashi'nin yıllarca HxH'de çöp adam çizdiği bölümler oldu ancak yine de çok satanlarda idi öte yandan Bleach ortalamanın üstünde çizimlere sahip bir eser olmasına rağmen tarzı sebebiyle sürekli eleştirildi.

Togashi çünkü yazdığı eser ve yaptığı iş konusunda biraz daha idealist biri, takip eden kişi, sabrederse Togashi'nin okuyucuyu vadedilen topraklara götüreceğinin farkında (ha bu tam olarak oluyor ya da olmuyor o ayrı konu). Bleach ise büyük ihtimalle bir önceki arcın tekrarını yapacak diyorsun. (Elbette Kubo, Togashi'ye nazaran çok daha fazla editörlerin zorbalığına uğramış birisi onu da not almak gerek).

Ya da Oda "Satışlarım düşmedikçe , gidişatı değiştirmeme gerek yok, böyle de okutturuyor kendini seri." gibi açıklama yapabiliyor. Öte yandan Katekyo Hitman Reborn gibi anlatmak için geldiği şeyi anlatıp, sessizçe çıkıp giden seriler var, sağmaya çalışmadan.

Nitekim samimiyet ve idealizm önemli ancak bunu bir esere başlar başlamaz çözmen zor bu biraz daha ilerledikten sonrasının eleştirisi.

Ancak ben genel olarak bir seriyi okumadan önce çok fazla savunma mekanizması kuran biri değilim her şeye önce bir balıklama dalarım yani başlangıçta çok fazla kriterim olmaz ancak ilerledikçe yaprak dökümü başlar işte bu dökümü yapmama sebep olan şey Bu İdealism ve Samimiyet olayından sonra yakın zamanda geliştirdiğim 7 kategori üzerinden 60+ 65+ 70+ 75+ 80+ üstü puan alıp alamamasıdır.

Bu kategorilerde şu şekilde;

Karakterler ve İlişkileri:
Derinlik & İşçilik:
Çizim & Tasvir:
Türünün Gereklilikleri:
Hikaye & Evren Dizaynı:
Özgünlük ya da Etki Gücü:
Zamanlama & Ritim:
Genel Ortalama Puan:


Karakterler ve İlişkileri
kendi içinde ufak sekmelere ayrılıyor

Karakter özellikleri, karakter özgünlükleri, karakterler arası dinamikler, ilişkilerdeki akıcılık, amaçsız ve dekor ilişkinin az olması vs vs

Derinlik & İşçilik kategorisi ise eserin alt ve üst metini paralel götürdüğü zenginliğe bakıyor denilebilir. Bir karakteri ya da bir kaç karakterin ilişkisini ne kadar cilalayıp, temizleyip, parlattığı, mesajları berraklaştırdığı, hikayenin merdivenlerini nasıl ördüğü işçilik iken bunları ne kadar büyük hacimlerde yaptığı derinlik oluyor.

Çizim & Tasvir: Bu bir mangaysa çizimlerine, anime ise animasyonuna bakıyorum. Tasvir ise kendi tarzıyla, karakterleri, efektleri, hareketliliği ve de küçük mesajları nasıl sunduğu, panelleme konusunda yaratıcı ve hesaplayıcı mı değil mi bunlara baktığım bir şey.

Türünün Gereklilikleri: Bir Battle Shounen izliyorsam o türün gereklilikleri iyi bir evren ve güç dizaynı, düzgün bir büyü/güç denge skalası ve de motivasyonu kargacık burgacık olmayan protagonist ve antagonist idir. Ancak güç-büyü sistemi ile ilgili söylediğim şeyler slice of life'ı kapsamaz. Orada başka kriterlerim var. İşte bunlar türünün gerekliliklerini yerine getirmeye baktığım kısım.

Hikaye & Evren Dizaynı:

Derinlik ve İşçilik kısmı ile bu biraz birbiri ile çelişiyor gibi görünebilir. Ancak burada Hikaye ve Evren üzerindeki işçilik ve derinliği yorumlamadan direkt genel hatlarına, tasarımına, ilgi çekiciliğine ve de istikrarına bakıyorum. Yani işçilik ve derinlikte "eser" olarak bakıyorsam burada "fikir" olarak bakıyorum.

Özgünlük & Etki Gücü: Tamamıyla orijinal ya da özgün eser diye bir şey yok. Herkes bir şeylerden esinlenir o yüzden buradaki özgünlükten kastım "En Aykırı" olan değil.

"Kendi yolunu çizebilen ve bu yolla başkalarını etkileyebilen" diye özetlenebilir. Burada da etki gücü giriyor. Eserin bir popüler kültür referansına dönüşmesi, başka eserlere ön ayak olması ya da anlattığı değer yargıları ve mesajlar sebebiyle okuyucu da bıraktığı kalıcı etki tüm bunlara da etki gücü diyorum.

Zamanlama & Ritim: Yukarıdaki her şeyi kararında yapsan ancak bu kategoride batırırsan çok şeyi değiştirir. Bence hikayenin (özellikle uzun soluklu eserlerde) zamanlama ve ritim tutma becerisi çok çok önemli.

Misal ben Katekyo Hitman Reborn'U çok severim ancak geçmişte 2 kere bırakmıştım aslında. Çünkü ilk 3 arc inanılmaz kötü bir zamanlama ve ritim tutma söz konusu iken. Yüzük Arcı sonrası da(Özellikle Future Arc ile) gördüğüm en akıcı işlerden birine dönüşüyor bildiğin kabuk değiştiriyor. O zaman anladım bu melet ne kadar önemliymiş.

İyi ritimle iki kere bıraktığım ve vasat bulduğum bir eser, en sevdiklerimden birine dönüşüyordu. Nitekim bu da buradan çıktı.



Bu böyle kalır, hiç değişmez demiyorum ancak şu an comics, dizi, film, manga hepsi için bu skalayı kullanıyorum ve sonuçlar şimdiye kadar sağlıklı.
 
Üst