Kahraman Baykuş - Kanatlanan Kültür

Genel Vinland Saga

Ascalon

Ulak Baykuş
Ulak Baykuş
vinland-saga-anime-characters-thorfinn-uhdpaper.com-4K-3.799-wp.thumbnail.jpg

Vinland Saga
Yayıncı:
Kodansha
Dergi: Afternoon
Tarih: 2005
Cilt Sayısı: 20
Mangaka: Makoto Yukimura
Türü: Aksiyon, Macera, Dram, Tarihsel, Seinen

Bu güzel manga’nın hikayesiyse şöyle:
”Thorfinn, Vikinglerin en büyük savaşçılarından birinin oğludur ve onun gibi bir savaşçı olmak istemektedir ancak babası paralı savaşçı Askeladd tarafından öldürüldüğünde, babasının intikamını almak için tüm hayatını buna adayarak yemin eder. Bu intikamını bir düello ile alıp kazanabilmek için Askeladd’ın lideri olduğu paralı savaşçılara katılır ve kendini İngiltere tahtı ve tacı için yapılan büyük savaşın ortasında bulur. Vinland Saga kısaca Planetes mangasının yaratıcısının elinden çıkma tarihi epik bir İskandinav öyküsüdür.”
 
1.5 günde (ki arada uyudum ve çalıştım) 109 sayı okudum. Bu kadar hızlı seri okuduğumu hatırlamıyorum.

Gerçekten çok sürükleyici ve doyurucu. Groundbreaking değil belki (belki de öyledir) ancak medyuma dair güzel olan ve olması gerekenleri çok iyi temsil ettiğine ve hakkını verdiğine inanıyorum.

En azından şimdilik. Yıllardır okumam için çabalayan @Ascalon kardeşime de selamlar olsun :D
 
Wit Studio'nun elinden çıkma adaptasyon geldiği için mangasını okuma planlarımı askıya aldım.

Anime adaptasyonu cidden kaliteli olmuştu. Seiyuu seçimleri falan da epey iyiydi. Animasyonlara zaten diyecek kelime yok.

Tek eksik yanı belki müzikleri olabilir. Daha vikingvari, kulağa hoş gelen, serideki atmosferi pekiştirecek müzikler beklerdim.

Aynı mangakanın Planetes isimi mangasını okumuştum. Çok farklı işler. Bu yüzden ayrıca takdir ettim. Bir de mangakanın Twitter'ı kullanma şekli hoş.

Yakın bir zamanda animeye ikinci bir sezon gelmeyecekse muhtemelen mangaya geçiş yaparım. Manganın da bitmesine iki - üç sene var deniliyor.
 
Güncele geldim.

Mal puanım 10/10
anilist puanım 97/100
 
Bu seri hiatusa girmişti, birileri(Vagabond) gibi olacağını zannetmiştim.
1 ay oldu mu onu bile hatırlamıyorum, yeni bölüm gelmiş.

Nedense bu serinin Slave Arctan sonraki halini pek sevmemiştim, Final arcta mutlu mesut savaş olmadam biterse iyice düşürecem bu seriyi.

Vinland Saga Chapter 186 (manga4life.com)

@Nabu sence Mal mı yoksa Anilist puanları mı daha mantıklı yoksa karma mı?
MAL'da 8,2 olan seri Anilist'de 77, okuyunca kendin belirliyorsun zaten. Ama yine de sorayım dedim.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
@Nabu sence Mal mı yoksa Anilist puanları mı daha mantıklı yoksa karma mı?
Bu tarz yerler bir serinin değerini belirlemezler. Sadece bir fikir verebilir.


Final arcta mutlu mesut savaş olmadam biterse iyice düşürecem bu seriyi.
Bu şekilde düşünüyorsan Vinland Saga'nın felsefesinin anlamamışsın. Bu bir savaş seinen'i değil. Adam savaşları sadece seri iptal edilmesin diye çiziyor neredeyse. Editörler aksiyon istedikleri için bunu kendi notlarında da yazıyor. Bu seri aslında bir adamın kendini bulma öyküsü. Bir Hero's Journey öyküsü yani bir seyahat ve başta kendini sonra etrafını keşfetme öyküsü. Aksiyon ve gaddar kısımları yanında meze sadece.
 
Bu şekilde düşünüyorsan Vinland Saga'nın felsefesinin anlamamışsın. Bu bir savaş seinen'i değil. Adam savaşları sadece seri iptal edilmesin diye çiziyor neredeyse. Editörler aksiyon istedikleri için bunu kendi notlarında da yazıyor. Bu seri aslında bir adamın kendini bulma öyküsü. Bir Hero's Journey öyküsü yani bir seyahat ve başta kendini sonra etrafını keşfetme öyküsü. Aksiyon ve gaddar kısımları yanında meze sadece.
Aksiyon odaklı olmadığını ben de biliyorum Slave arcta bunu anladık ama ana karakterin, karakter gelişimini hızlı bulmuştum. Vagabond bunu daha sindirerek yapmıştı.
Aksiyon görmekten ziyade, anlık olarak savaş atmosferinde geçmesi ortamın havasını veriyor, örneğin Baltık Savaşında görmüştük.
Final arcta yerliler çok hafif tepki vermişlerdi. O yüzden bir gerilim olmadan bitecekmiş havası veriyor ama illaki bir şeyler olacaktır diye bekliyorum.
 
Yakında yerliler vs göçmenler göreceğiz heralde. Yerliler haklı tabi.
Thorfin ne yapacak acaba? Tam aha buldum yeri derken kendi savaş getirmiş olacak. Şu dövme surat kesin savaşı başlatan eleman olur.
28.jpg

29.jpg

30.jpg

...
32.jpg

Baltık'ı geç insan olan yer de.
 
Yeni bölüm İngilizce

İhtiyar yaptı yapacağını. Bu harekete de anca İvar gibi bi öküzün oğlu öküz düşerdi, o da düştü. Thorfinn bunu milletin içinde evire çevire dövmezse ,ki kesin dövmez, boş yere savaş çıkacak.

Bu ihtiyar haklı aslında. Adam geleceğin ne mal olduğunu gördü. Ona göre insanını korumaya çalışıyor.

 

2. sezon Ocak'ta başlıyor. Fragmanlar yayınlandı epey bir. Opening ending seçimleri epey iyi olmuş.

Slavery Ark gelmiş geçmiş en iyi anime manga arklarından biri. Umarım altından kalkarlar, fragmanları izlemiyorum ancak mangasını okuduğum için içeriğini tahmin edebiliyorum. İlk sezonun altında kalmaz umarım. Animesi, mangasına kıyasla sönük olsa da kesinlikle dikkate değer bir işti.
Peak Fiction’a yakışır bir uyarlama olur umarım. ^^

ae429a3dfecc791d95c20a36881c36273367d88e.jpeg


Şu sahnenin altından kalkabilirlerse tamamdır bu iş.
 
Vinland Saga çok farklı bir manga. Yeni bölümlerinde Thorfinn Askeladd ve Thors karışımı birisine dönüşüyor. Bu gerçekten ilgi çekici ama Thorfinn’in takındığı gibi bir pasifliği çok da doğru buluyor değilim. Tabi yüzlerce insan öldürmediğim için onun psikolojisini de bilmiyorum. Ama yine de nasıl birisine dönüştüğünü okumak -ya da yakında izlemek :)- ilgi çekici geliyor.
Serinin en sevdiğim yanı çoğunlukla karakterlerin iç seslerini vermeyip olayı doğal haliyle bize göstermesi. Neden öyle yaptığı ile ilgili düşünmek zorunda kalıyor insan. Bakalım animeyi nasıl yapacaklar.
 
Çoook uzun zamandır okumuyorum. Bilerek biriktiriyorum. Sanırım Finale doğru okumaya başlarım tekrar.
 
Evet sonunda güncele geldim ben de.

[img='https://cdn.discordapp.com/attachments/692148744967159818/1057376849098985512/image.png',none,792][/img]

Bug Eyes sen harika bir detaysın kardesim. Işıl ışıl bir dallamasın gerçekten, seviyoruz seni.



image.png

Bu sahneyi çok beklemiştim. :) Gözümden yaş geldi cidden.

son bölümlerde en çok hoşuma giden şey Hild'in bizim ekiple iyice kaynaşması oldu. Haşin bir apladan tatlı bir tsundere'ye dönüştü zaman zaman. Her haliyle seviyoruz kendisini. Artık Hild de Einar gibi, Karli gibi, Bug Eyes gibi ekibin bir üyesi resmi olarak. Çok sevindim.

Bu arada Ivar kadar sinir bozucu başka bir karakter yok bu seride. :D Atın şu itneyi ya. Dua etsin Thorfinn çok yumuşak başlı, yoksa gösterirdi ona şiddet neymiş savaş neymiş. Allah'ın İzlandasından burnunu çıkarmamış, ömrü savaş meydanlarında geçmiş adama laf anlatıyo. Vurun şunun ağzına artık bir tane. :(
 
Peak fiction'ın anime ikinci sezonu başladı.

İkinci sezonu izleyenlerden fikirlerini alalım haydi. ^^

Umarım slavery ark'ın altından kalkar Mappa. En batırılmaması gereken ark. Mangadakinin yarısı kadar iyi olursa büyük ses getirecektir.
 
İkinci sezonun ilk 12 bölümünü izledim. Yorumlarda gördüğüm kadarıyla sezonu ağır ilerleyiş ve aksiyon azlığından dolayı eleştirenler olmuş fakat farklı bir havada olması benim hoşuma gitti. Thorfinn'in karakter gelişimini takip etmek gerçekten keyifli. Kendisini ilk gördüğümde çok garip hissettim. O eski intikam ile yanıp tutuşan kişi gitmiş yerine hayattan umudunu tamamen kesmiş, köleliği kabullenmiş bir Thorfinn gelmişti. Yaşam amacını kaybetmiş olmasını ilk başta yadırgasam da sonradan nefret olmayınca ben boş biriyim demesi ile kendisine hak verdim. Hayata tutunabilmesi için yeni bir amaç gerekiyordu kendisine ve onu da bulmayı başardı. Kabuslarının içine dalarak geçmişi ile yüzleştiğimiz ve Askeladd ile tekrar karşılaştığımız 9. bölüm favorim oldu şu ana kadar. Thorfinn'in pişmanlıkları, gerçek bir savaşçı olma yolunda attığı ilk adımın artık şiddete başvurmamak olması gözlerimi doldurdu diyebilirim. Thors'un öğütlerini sonunda içselleştirebildi. Bu şiddete başvurmama prensibini ne kadar koruyabilecek merak ediyorum. Ayrıca savaşların ve köleliğin olmadığı bir dünya kurma isteğinden bahsetti bu konuda ne kadar ciddi göreceğiz.

Öte yandan Canute Thorfinn'in tam tersi yönde ilerliyor. Bir ütopya kurabilmek adına gittikçe karanlıklaşmaya başladı. Kendi kardeşini zehirleyebilecek kadar ileri gitti ve şu anda hem İngiltere hem Danimarka'nın kralı konumunda. Aslında o da aynı Thorfinn gibi kendi babasının yolunda gidiyor fakat onun yolu Thorkell'in de dediği gibi kanla kaplı. Tacın laneti kendisini ele geçirmeye başladı ve en son gözünü Ketil'in çiftliğine dikti. Her ne kadar yaptıkları çoğunluğun iyiliği için olsa da ilk sezondaki Canute'dan eser göremiyorum artık.

Yeni tanıştığımız karakterlerde kendini sevdirmeyi başardı. Bunların en başında Einar geliyor elbette. Kendisine oldukça ısındım diyebilirim. Yaşadığı şeylerin Thorfinn'den bir farkı olmamasına (hatta daha ağır bile diyebiliriz Thorfinn'i geride kalan aile üyeleri vardı) rağmen Thorfinn'e kıyasla hayata karşı çok daha umut dolu ve pozitif olmayı başarabilen birisiydi. Özgürlüğünü geri kazanma motivasyonu onun hayata sıkı sıkı sarılmasına sebebiyet verdi. Thorfinn'in de içine düştüğü boşluktan çıkmasına elinden geldiğince destek oldu, ona iyi arkadaşlık etti. Bu ikilinin arkadaşlıklarını ilerlettiklerini görmek içimi ısındırdı her seferinde. Arnheid ile de yakışıyorlar baya fakat Ketil'in onu bırakmaya niyeti yok gibi. Bu ikilinin birlikte mutlu sona ulaşmasını istiyorum umarım o da özgürlüğüne kavuşabilir. Ketil ise şu ana kadar iyi bir adam izlenimini verdi. Şiddetten haz etmeyen, kölelerine köle muamelesi yapmayan onlara özgürlüklerini kazanma şansı bile veren vicdan sahibi biri. Büyük oğlu Thorgill klasik gaddar bir savaşçı fakat izlemesi keyifli bir karakter oldukça da güçlü duruyor. Diğer oğlu Olmar'da savaşçı olmak istese de içten içe korkak. Kendini kanıtlama çabasında hep ama daha çok kendini rezil durumlara soktu. İlk defa birinin ölümünü gördükten sonra baya etkilendi hala daha savaşçı olmak istiyor mudur emin değilim. Bu seride bu tarz daha insani karakterlerin olmasını da seviyorum.

Bir de Snake var. Fazla görmedik ama havalı birisi. Havalı olduğu kadar da sorumsuz olması ile güzel bir tezat oluşturulmuş. Çiftliği o kadar hırsıza karşı koruyabilmesine rağmen bir yemek bile yapamıyor. Thorgill'i eğiten kişi olduğunu da düşünürsek güçlü olduğu aşikar. Leif'in üvey oğlu Bug Eyes beni güldürdü. Hem tepkileri hem çizimi ile serinin komedi unsurunu üstelenebilecek bir yanı var kendisinin. Leif'in azmine de helal olsun aradan 14 sene geçmesine rağmen hala Thorfinn'i aramayı bırakmadı, Thors'a borçlu hissettiği için. İnsana böyle dostlar lazım hayatta.

Opening, ending ve müzikler yine muhteşemdi. Görsellikte gayet iyiydi. Her bölümde birkaç güzel manzara garanti oluyor. Tarla işlerini izlemek bile bir keyif verdi bana, huzurlu hissettirdi. Sezonun aksiyonlu kısımları ikinci yarıda başlayacak gibi çiftliği öyle kolayca vereceğini düşünmüyorum Ketil'in. Zaten kendisine kurulan komplodan kaçmayı başardı ve Leif ile beraber çiftliğe dönüyordu en son. Neler yaşanacağını oldukça merak ediyorum, animede güncele geldikten sonra yorumlarımı tekrar paylaşırım. Şimdilik harika gidiyor ve geri kalanında öyle olacağından en ufak şüphem yok.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
17. Bölüm neydi öyle ya. İzlediğim en duygusal anime bölümlerinden biriydi. Gardar ciğer bırakmadın be kardeşim. ;(
 
Üst